12 Ocak 2019 Cumartesi

Kitap ve Sigaralar (Alıntı) - Geroge Orwell


#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar bugün sizlerle George Orwell'ın okuduğum ikinci deneme kitabının yorumu paylaşacağım. Kitap ve Sigaralar eserinde yazar dönemin eleştirmenlerinin kitap ve sigara harcamaları üzerine getirdiği düşünceleri irdeliyor. Kendisi bugüne kadar kitaplara harcadığı parayı içtiği sigaralarla kıyaslıyor. Ayrıca pek çok eserini kütüphaneden temin ettiğini, kitap biriktirmenin iyi gibi gözükse de bir hastalık olduğunu vurguluyor. Son kısmında tabi bir yazar olarak yazarların çektiği sıkıntılara da değiniyor. Bence bir deneme kitabı olarak dili biraz ağır. Fakat yazarı okuyanlara zor gelmeyecektir.
ALINTI:
Çağımızdaki her şey, diğer tüm sanatçıları olduğu gibi yazarı da üstlerinin belirlediği konular üzerinde çalışan ve asla gerçeklerin tamamını kendi gözünden anlatmayan küçük memurlara dönüştürmek için birlik olmuş durumda. Ancak yazar kaderine karşı giriştiği bu mücadelede kendi cephesindekilerden bile yardım görmüyor; yani onu haklı olduğu konusunda yüreklendirecek büyük bir düşünsel eğilim yok.

Hayatın Anlamı Var Mı (Yorum) - Prof. Dr. Erol Göka


KÜNYE

Kitabın Adı: Hayatın Anlamı Var Mı?
Kitabın Türü: Psikoloji
Yazarı: Prof. Dr. Erol Göka
Yayınevi: Timaş Yayınları
Sayfa Sayısı: 224
Baskı Yılı: 2014

TANITIM BÜLTENİ
Hayatın anlamı var mı? Varsa ne?
Erol Göka, her zaman olduğu gibi yine zihin açıcı bir kitapla bizi bu sorular üzerinden hayata, anlama, arzuya, iradeye, teslimiyet ve mücadeleye ve elbette "iyi hayat"ın ne olabileceğine uzanan bir düşünce yolculuğuna çıkarıyor. Hayatın Anlamı Var mı? Hazır reçeteler sunmak yerine, hayatın anlamını ararken bakılması gereken yerleri gösteriyor ve okura "Mücadele ve teslimiyet, hem de aynı anda!" diyor.

KİTABIN YORUMU
Sevgili arkadaşlar Dr. Erol Göka’nın okuduğum ilk kitabıydı ve çok beğendim. Dr. Kemal Sayar’a göre kitapta kullandığı yazım dili çok fazla edebi olmadığından kolaylıkla okuyabiliyorsunuz. Malum kendisi bir profesör olduğu için hayatın anlamına psikoloji çerçevesinden bakıyor. İlk bölümde hayatın iradeyle olan bağını ve pek çok felsefeci (Sartre, Schopenhauer, Nietzsche vs.) ve psikiyatristlerin (Freud, Yalom, May, Fromm vs.) oluşturduğu kuramları irdeliyor. Doğal olarak bu kitabı okumadan önce parantez içlerinde geçen kişilerin kitaplarını ya da görüşlerini bir kez de olsa okumanız gerektiği kanaatindeyim. Tabii sizlere bu iradeden kastın olduğunu anladığım ölçüde izah edeceğim. Bir insan biyolojik bir faaliyete atılması için önce arzu duyması gerekir. Örneğin yemek yeme arzusu gibi. Arzu uyandıktan sonra aklımıza alternatif yeme yöntemleri gelir. İşte bu yöntemler içerisinde akla dayalı olanı tercih edip devamını getirmek ise iradedir. Kişi hayatına anlam katmak istiyorsa, öncelikle arzularının peşinden sürüklenmek yerine yaptığı işlerde iradesini kullanmalıdır. İkinci bölümde ise doktor hayat ve anlam olguları birbirinden ayırarak değerlendiriyor.  Ve “Hayatın anlamı var mı? sorusu, Hanım, evde şeker var mı? gibi bir soruya sadece soru olması nedeniyle benziyor. Hayat da, anlam da, öyle kaygan içeriklere sahipler ki, bir çok kimse bu soruyu cevap aramaya değmeyecek kadar saçma bulabiliyor.” diye ekliyor. Bende kitap okurken bu sorunun anlamsız olduğunu söyleyen çok olmuştu. İşte basit gibi görünen ama bir kadar zor olan bu soruya üçüncü bölümde “İyi hayat nedir?” sorusuyla başlık atıyor. İyi ve kötü insanın algısına göre değiştiği için hayat yaşamak ve düzenlemek farklı bir boyut alıyor. En çok hoşuma giden ise yazarın iyi hayat nedir sorusuna kendi hayatından bir örnek vererek bitirmesi oldu. Okuması gereken ve sabır isteyen bir kitap arkadaşlar. 

Sezgin Irmak Kitapları


#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar bugün sizlerle geçenlerde okuduğum tarihi, polisiye ve içinde aşkında olduğu ‘Zehr-i Bal’ serisini paylaşacağım. Serinin ilk kitabı Zehr-i Bal, ikinci kitabı Mühr-ü Kalp, üçüncü ve son kitabı ise Sırr-ı Sevda’dır. On sekizinci yüzyıl Osmanlısında, İstanbul’da bir takım isyan hareketleri başlamıştır. Üsküdar Kadısı Rauf Efendi sultan tarafından bu işi çözmesi için görevlendirilir. Olayların ortasında kalan bir çift vardır ki; o da Kadının genç kızı Gülpare ile Hamza çiftidir. Birinci kitapta Kadı Rauf Efendi suçluyu tam yakalayacakken elinden kaçırır. Doğal olarak olaylar ikinci kitaba intikal eder. Bu hengâme içinde büyük aşkının sınavını veren Gülpare ise bilmediği bir gerçekle karşı karşıya gelir. Bu bir ihanet değildir ama kolayca kurtulabileceği, başından atabileceği bir gerçekte değildir. Ve sağolsun yazar son kitapla birlikte bu düğümü çözer. Ayrıca haini ve onun saraydaki uzantılarını yakalayan Kadı Rauf Efendi sultanın karşısına çıkar. Asıl önemlisi kitapta sondan bir sonra ki ektedir; Gülpare ve Hocası Müderris Halim Efendi tüm yaşananları konuşmaktadır. Peki, hangi gerçeğe ulaşırlar? Eh, onu da okuyanlar öğrensin artık. 


Sevginin ve Şiddetin Kaynağı (Alıntı) - Dr. Erich Fromm


#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar 'Sevginin ve Şiddetin Kaynağı' Dr. Erich Fromm'un okuduğum ilk kitabıydı. Şuan okuduğum 'Hayatına Anlamı Var Mı' kitabında yazardan ve fikirlerinden bahsedilince sizinle tekrardan paylaşmak istedim. İnsana ve psikolojiye geçmişin yüküyle değilde insanın iradesinin gücüyle yaklaşan Erich Fromm'u okumayan varsa ısrarla tavsiye ederim. 
ALINTI:
Bir insan yaşama olan inancın yitirilmesinden doğan umutsuzluğunu dünyasal amaçlar (para, güçlülük, ün) peşinde koşarak yenmeye çalışır.
***
Yaşam sevgisinin gelişebilmesi için bir şey “yapma” özgürlüğü gereklidir. Yaratma ve kurma özgürlüğü, şaşabilme ve göze alabilme özgürlüğüdür.

6 Ocak 2019 Pazar

Sırr-ı Sevda, Üçüncü Kitap (Yorum) - Sezgin Irmak


KÜNYE

Kitabın Adı: Sırr-ı Sevda, 3.Kitap
Kitabın Türü: Tarih/Polisiye
Yazarı: Sezgin Irmak
Yayınevi: Portakal Kitap
Sayfa Sayısı: 251
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Kusursuz bir aşka gölge gibi düşen yalanlar, Osmanlı’yı yeniden ele geçirmeye çalışan sermayeli madrabazlar ve geçmişten gelen suallerle Gülpare ve Hamza’nın aşktaki son imtihanı! Üsküdar’da son oyun… Son veda…
Bedia’nın aslında kim olduğunu öğrenen Rıfkı, Sultan’ı devirmek isteyenlerin yanında yer alınca, bütün dengeler bozulur. Bu sefer isyan bayrağını taşıyan taraf Kadı Ailesi mi olacak?
Severek okuduğunuz Zehr-i Bal serisinin son kitabı Sırr-ı Sevda’da artık hikâye nihayete ererken tüm giz perdeleri de sonuna kadar aralanıyor.
Yazar Sezgin Irmak, akıcı üslubuyla geriye okura tek bir sual bırakıyor:
“Ben seni mi, yoksa sana uzanan gül kokulu bahçelerini mi sevdim?”

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar nihayet serinin sonuna geldim. İlk kitap gibi ikinci kitapta çok heyecanlı bir yerde bitmişti. Tam Semiha’nın içindeki insanlık açığa çıktı derken birdenbire tekrar kötülüğe kurban gitti. Üçüncü kitap Sırr-ı Sevda ise açıkçası biraz hüzün vardı. Üç kitap boyunca sevdiğim karakterlerin özellikle de; Gülpare ile Hamza’nın yaşadıklarını okuyup aşklarındaki çaresizliğe tanık olmak beni fazlasıyla üzdü. Peki, ölümüne şahit olduğumuz karakterler yok mu, elbette var. Kim olduklarından bahsetmek istemiyorum, belki okuyacak olan olur. Ayrıca serinin başından beri aklıma takılan bir soru vardı. Bütün kitaplarda sürekli bir Sultan kelimesi geçiyor ama nedense bu Sultan’ın kim olduğu tam olarak belirtilmemişti. Misal II. Mahmut gibi. Yalnızca Sultan diye devleti yöneten biri vardı. Ben yazarın konuyu siyasetten uzak tutmak ve sadece polisiye yazmak için böyle bir yolu tercih ettiğini düşünmüştüm. Ama büyük sondan sonra ki ‘Tevafuk’ kısmında bu sorumun cevabını aldım. Kitap başından sonuna kadar etkileyiciydi lakin kesinlikle böyle bir son beklemiyordum. Sürpriz oldu desem yeridir. Hele o Müderris Halim Efendi var ya, gene kerametini konuşturdu. Okumak isteyenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Harika bir macera sizleri bekliyor. 

Assassins Creed Sırlar (Alıntı) - Oliver Bowden


#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar okuduğum dördüncü Assassins Creed serisinin Sırlar kitabıyla karşınızdayım. Yoldaşlığın emriyle İstanbul'a gelen Ezio Auditore Tapınakçıların peşindedir. Bu önemli görevinde pek çok tehlike ile karşı karşıya kalır. Ayrıca Tapınakçlardan koruması gereken birisi daha vardır. O da Osmanlı varisidir. Peki onu nasıl koruyacaktır. Tabii ki, İstanbul'daki yoldaşlık ekibiyle. Bu macera dolu seriyi okumayan varsa bu kitabı okumalarını tavsiye ederim.
ALINTI:
“Hoş geldin, Yoldaş! Efsane yalan değilse, siz hep görmek için can attığım adamsınız. Meşhur Üstat ve Usta Ezio Auditore da…” Cümlesini yarıda kesti ve ağırbaşlılığı onu terk etti. “Hayır, hayır” diye cümlesini bitirdi. “Lütfen?” Ezio bundan hoşlanmıştı. “Beni affedin, dilim İtalyancaya pek dönmüyor da.” “Ben Ezio Auditore da Firenze. Orası benim doğduğum yer.” “Öyleyse bende… Yusuf Tazim da İstanbul’um! Sevdim bunu!”

Aşık Olmak (Alıntı) - Ayala Malach Pines


#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar "Aşık Olmak" İletişim Yayınları psikoloji serisinden okuduğum ikinci kitaptı. Kitabın kapağındaki ikinci küçük başlık "Sevgililerimizi Neye Göre Seçeriz?" doktorun değindiği mühim konulardan birisi. Eser üç kısımdan oluşuyor. Birinci kısımda; coğrafi yakınlık, ilk görüşte aşk, güzellik ve karakter, zıt kutuplar, ihtiyaç tatmini ve aşka karşılık verme, statünün aşktaki rolü ele alınmış. Kitapta yazılan hususlarla ilgili psikolojik çalışmalar ve örnekler fazlasıyla mevcut, doğal olarak konuyu anlama da bir problem yaşamıyorsunuz. İkinci kısımda; romantik içsel imge ve anne babanın etkisi, üçüncü kısımda ise; uzun süreli ilişkilerdeki sorunları fırsata çevirmek ve bilinçdışı aşk ve iş seçimleri arasındaki ilişki irdelenmiş. Aşk konusundaki psikolojik görüşleri merak edenlere tavsiye ederim.
ALINTI:
Kimlik duygusu gelişmemiş kişiler, ilişkinin içinde kendilerini kaybetmekten korktukları için yakınlıktan çekinirler.
.
Yapılan bir araştırmada, kendilerini olduğu gibi kabul eden kişilerin genellikle kendilerine benzer olarak algıladıkları eşler seçtiklerini, kendilerini kabul edemeyenlerin ise zıt olarak algıladıkları eşler seçtikleri keşfedilmiştir.

Baskı Altındaki Çocuklar (Alıntı) - Karen Sullivan


#okuduğumkitaplar 
Sevgili arkadaşlar aranızda Kariyer Yayınları'nın Eğitim Serisini okuyan var mı bilmiyorum, bu seri gerçekten eşsiz bir seri. Ben yaklaşık beş kitabını okudum. Fırsatım oldukça sizlerle paylaşacağım. Yazar 'Baskı Altındaki Çocuklar'da büyükleri tarafından fiziksel eziyet gören çocukları değilde psikolojik eziyet gören çocukları değerlendirmiş. Aslında günlük hayatta devamlı yaptığımız şeylerin çocuklarımızı nasıl bir baskı altında bıraktığı örnekleriyle anlatmış. Ayrıca bu baskıyı azaltmak ve psikolojilerini daha iyiye götürmek için neler yapabileceğimizi de eklemiş. Her yetişkine ısrarla okumalarını tavsiye ederim. Çünkü yeni nesilden sorumluyuz ve sorumluluklarımızı yerine getirirken onlara hayatı, yaşamayı öğretmeliyiz.
ALINTI:
Mutluluk konusunun yanında modern ebeveynliğin diğer bir özelliği bulunmaktadır; mükemmellik hırsı. Bu, hiç kuşkusuz en iyi olmaya, birinci gelmeye ve kazanmaya çok fazla odaklanan toplumumuzdan kaynaklanmaktadır. Bu, yaşamın iniş ve çıkışları arasında denge kurma kavramına çok az sahip olan çocuklar için de geçerlidir. Çocukluk dış dünyayı öğrendiğimiz, yenilgiler yaşadığımız, güçlü ve zayıf yönlerimizin ortaya çıktığı bir dönemdir. Sorun, zayıflıkların artık kabul edilmemesidir.

Mühr-ü Kalp, İkinci Kitap (Yorum) - Sezgin Irmak


KÜNYE

Kitabın Adı: Mühr-ü Kalp, 2.Kitap
Kitabın Türü: Tarihi/Polisiye
Yazarı: Sezgin Irmak
Yayınevi: Portakal Kitap
Sayfa Sayısı: 300
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
İhanet ateşi kaldığı yerden, bu sefer daha güçlü şekilde yükselerek baş gösteriyor!
Kadı Rauf Efendi, İbrahim Paşa, Kor Cevat, Rıfkı, Hamza, Gülpare, Semiha Hanım ve hiç beklenmeyen yeni isimler… Tuzaklarla dolu düğün gecesinde silahlar isyancılara değil, Kadı Rauf Efendi ve ailesine çevrildiğinde tüm gerçekler su yüzüne çıkacak mı?
Dahası Hamza ve Gülpare’nin aşkına uzatılan her ateş, bu aşkı yeniden alevlendirebilecek mi?
Sezgin Irmak’tan soluk soluğa okuduğunuz Zehr-i Bal serisinin bu güçlü ve heyecan verici ikinci kitabı Mühr-ü Kalp, yüreğinize dokunmayı vadediyor.

KİTABIN YORUMU
Sevgili arkadaşlar birinci kitap büyük bir acıyla bitmişti. Çok sevdiği Hamza’sının başına gelenleri tam olarak bilemeyen Gülpare, ondan uzakta bir ayrılığa mahkûm olur. Tekrar sevdiğine kavuşabilecek midir? İşte serinin ikinci kitabı ‘Mühr-ü Kalp’ bu sorunun yanıtıyla başlıyor. Üsküdar kadısı iken Galata kadılığına getirilen Kadı Rauf Efendi, Sultan’a isyan eden Nasuh Paşa ve adamlarını etkisiz hale getirirken paşa bir yolunu bulup kaçıyor. Ayrıca isyan gecesinden sonra etrafa kimsenin adını sanını bilmediği bir hastalıkta yayılır. İsyancı babasından utanan ve onun yaptıklarını onaylamayan Rıfkı hem vatanını çok sevdiği hem de kendini Kadı ve Sultan ile beraber işbirliği yapmak zorunda hissediyor. Vatan borcunu kanından bir insana karşı da olsa yapmak zorunda olmak yüreğini dağlasa da doğrudan vazgeçmiyor. Ve bu mücadelenin içinde tüm ruhuna işleyen bir aşkla karşılaşıyor. Sadece o değil Nasuh Paşanın bu kadar güce sahip olmasının nedenini öğrenen Kadı Rauf Efendi de, başka bir plan tertipleyerek Nasuh Paşa’ya yardım edenleri yakalayıp emeline ulaşıyor. Üstüne üstelik Gülpare’nin teyzesinin kocasının sırlı ölümü de bu kitapta açığa çıkıyor. Heyecanın her daim zirvede olduğu, aşk ve sadakatin farklı anlamlara büründüğü Mühr-ü Kalp’i okumayan varsa ısrarla okumalarını tavsiye ederim. 

31 Aralık 2018 Pazartesi

Merhamet (Alıntı) - Toni Morrison


#okuğumkitaplar 
Sevgili arkadaşlar bu eseri okuyalı bayağı oluyor. Arka Kapak edebiyat dergisinde Nobel ve PulitzerToni Morrison ile ilgili bir makale okumuş ve kalemini merak etmiştim. Kitap fuarındaki görevli 'Merhamet' kitabını tavsiye edince büyük bir merakla okumuştum. Yazar 16. yüzyılın sonlarına doğru köle olarak Amerika'ya getirilen siyahi insanların yaşadığı insanlık dışı muameleyi çok duygu yüklü bir hikayeyle bizlere anlatmış. Romanın içinde kime üzülseniz bilemiyorsunuz ama beni en çok etkileyen başına gelenleri anlamayan veremeyen çaresiz genç kızdı. Araştırdığım kadarıyla diğer kitapları da öyleymiş. Sanırım bir tane daha böyle yürek burkan hikaye okuyamayacağım. Sakın yanlış anlaşılmasın, gerçeklerden kaçtığımdan değil. Sadece çocuklara yapılanları okuyamıyorum. Ama yazarla tanışmamış olan varsa bu kitabını tavsiye ederim.
ALINTI:
Lina’nın duydukları doğru değildi; demek sadece âşıkların ve çocukların gözlerinin içine bakılabileceği, geri kalanların bunu saygısızlık veya tehdit olarak göreceği yalandı. Yangın köyünü yok ettiğinde Lina’yı götürdükleri kasaba bu tür cüretkâr hareketler Afrikalıların kırbaçlanması için yasal gerekçe olarak görülürdü. Akıl almaz bir bulmaca. Avrupalıların, kucağında bebek olan anaları doğradığını, soğukkanlılıklarını kaybetmeden kur yapan geyiklerden bile fazla gürültü çıkaran misket tüfekleriyle ihtiyarların suratlarını dağıttıklarını görmüştü. Oradakiler, Avrupalı olmayan biri, bir Avrupalının gözünün için baktığında öfkeden küplere binerdi. Tuhaftılar. Bir elleriyle bizi yakar, diğer elleriyle bizi besler, bakar ve kutsarlardı.