19 Temmuz 2018 Perşembe

Totem ve Tabu (Yorum) - Dr. Sigmund Freud


Kitabın Adı: Totem ve Tabu
Kitabın Türü: Psikoloji
Yazarı: Dr. Sigmund Freud
Yayınevi: Say Yayınları
Sayfa Sayısı: 229
Baskı Yılı: 2014

TANITIM BÜLTENİ
Freud'a göre ilkel insan bizim çağdaşımız sayılır. Tarihöncesi çağlardaki insanların geçirdiği evreler, gündelik yaşamlar, sanatları, oluşturdukları söylenceler ve mitlerde gelişim sürecimizin önceki basamakları hakkında ciddi izlere rastlar, onlarda kendimize benzerlikler buluruz. Bugün bazı topluluklarda izlerine rastlansa da Freud'un deyimiyle dinsel-sosyal bir kurum olan totemizmin etkilerinin azalmasına karşılık, tabu konusu farklı biçimlere bürünerek de olsa azımsanmayacak derecede yakınımızda durur. Freud'un eserini kaleme alırken belirttiği gibi Totem ve Tabu, bu alanda ele alınan ilk ciddi çalışma olmasının yanı sıra, psikanalizin bakışı açısı ve bulgulamalarıyla toplum psikolojisinin kemikleşmiş sorunlarına yönelik bir çözümleme denemesi; etnologlar, filologlar, folklorcular ve psikanalistler için kendi ilgi alanlarıyla bağlantı kurabilecekleri bir köprü inşasıdır.

KİTABIN YORUMU

Sevgili arkadaşlar öncelikle şunu belirtmeliyim Freud’un kuramlarını okuduktan sonra bu eseri okumalısınız. Çünkü doktor yapılan antropolik ve sosyolojik araştırmaları kendi kuramı çerçevesinde izah etmiş. Konuya vakıf olabilmeniz için kuramlarını bilmek önem arz ediyor. Totem; canlı cansız kutsal sayılan varlıklara, tabu ise; kutsal sayılan bu varlıklarla ilgili geliştirilen tüm argümanların kullanımının yasak olmasına deniyor. Peki, ilkel kabilelerde bir şey neden totem sayılır ve neden tabular gelişiyor? İşte doktorun değindiği konu burası! Doğa içerisinde yaşayan ilkeller korktukları hayvanları öldürerek kendilerine bir güç elde ettiklerine inanıyorlar. Ardından o hayvandan bir parça örneğin; dişi gibi alarak kendilerinden güçlü bir varlığın ruhuna (gücüne) sahip olduklarını kabul ediyorlar. Eğer bu hayvan bir aslansa kendilerine aslanı totem olarak seçiyorlar ve soylarının ondan geldiğine kanaat getiriyorlar. Böyle bir kabulden sonra aslan toteminde olan erkek ve kadınların birbiriyle cinsel ilişki kurmaları da yasaklanıyor. Bu toplumsal yapılanmaya animistik (doğada insan ruhuna az çok benzer ruhlar bulunduğunu kabul eden görüş) yapılanma deniyor. Doktor bahsettiğim süreci Hristiyanlık üzerinden örneklerle anlatarak aslında sahip olunan din olgusunun bir kurmaca olduğunu söylüyor. Ve insanların inanış ve yaşayış modelinin bir dönem animist, bir dönem dinsel, bir dönemse bilimsel olacağını da ekliyor. Freud’un işleyiş yani sünnetullah üzerine yaptığı tespitler isabetli sadece dinin çok daha somut ve mekanik olduğunu düşünüyor. Benim eleştireceğim kısım inancı somut olarak değerlendirmesi. Evet, inancımız somut ritüelleri var. Ama yaratılmış bir varlık olarak bu ritüelleri yapmasak bile bir şeylere inanma ihtiyacı içerisindeyiz. Yani inançla birlikte gelen dini bir yaşayış modeli olarak açıklamak yetersiz kalıyor. Eh tabi doktorun yaşadığı dönemi ve toplumu düşünürsek onun açısından böyle tespitlerde bulunması daha doğal. Çünkü ritüellerin dolu olduğu katı bir Yahudi inancında büyümüş. Ritüellerin sonuncunda gelen tabulara karşı çıkması onun açısından mantıklı. Ben ilkel kabilelerle ilgili yapılan araştırmalarda şunu da görüyorum; ne kadar ilkel olursa olsun, toplu halde yaşarken kendilerine totem seçtikten sonra kendi toteminde olan kadınlarla ilişkide bulunmuyorlar. Sonuçta burada ilahi bir kaynak yok ama yaratıcının koyduğu bir fıtrat var. Ve o her şekilde işliyor. Son olarak okumak isteyenler araştırma yaparak okurlarsa iyi olur. Çünkü felsefi derinlikte de var.


0 yorum:

Yorum Gönder