8 Haziran 2018 Cuma

Uzun Hikâye (Yorum) - Mustafa Kutlu



KÜNYE

Kitabın Adı: Uzun Hikâye
Kitabın Türü: Hikâye
Yazarı: Mustafa Kutlu
Yayınevi: Dergâh Yayınları
Sayfa Sayısı: 115
Baskı Yılı: 2002

TANITIM BÜLTENİ
Ben o zamanlar on altı yaşındaydım, lise birde. İnce uzun bir oğlan. Saçlarım kirpi gibi dik duruyor; ne yana, ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu.
Babam "İnatsın inat... İnatçı adamın saçı yatmaz. Dedene çekmişsin besbelli. Keşke annene benzeseydin" diyordu.
Keşke...
Annemin lepiska gibi yumuşacık, sarı saçları vardı. En çok o mavi gözlerini özlüyorum. "Benim oğlum okuyacak yüksek bir memur olacak" der, sonra da göz ucuyla babama bakardı. Sanki anlaşmışlar gibi babam da ona bakar, dudaklarında muzip bir gülümseme: 
"Hıh... Biz okuduk bir şey olduk sanki" diye omuz silkerdi.

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve anlatıma bayıldım. Çocukluğunu ve çocukluğunda anne babasıyla yaşadığı vagondan evi hiçbir zaman unutmayan ve trenlere karşı büyük bir bağlılık duyan Mustafa başlar beş altı yaşlarındaki hikâyesini anlatmaya. Bulgar göçmeni olan Sülüman Pehlivan’ın torunu Ali on dört yaşlarında dedesini kaybeder. Dedesinin hatırasını alarak Eyüp’e gider. Gel zaman git zaman büyür, yağız bir delikanlı olur, Münire adında mavi gözlü bir kıza âşık olur. Münire’nin kardeşleri evlenmelerine izin vermeyince kimseye haber vermeden birlikte kaçar. O kasaba senin bu kasaba benim devamlı dolaşırlar. Artık yanlarında küçük Mustafa da vardır. Vagondan evlerinde mutlulukla yaşarlarken büyük bir acı hayatlarını solmuş bir yaprak gibi savurur. Yanlarında sevdaları olmadan dolaşmaya devam ederler. Ve her gittikleri yerde pek çok derde gark olurlar. Devamını anlatmak istemiyorum belki okursunuz. Ben “Uzun Hikaye”yi çok beğendim. Hüzünlü bir eser, en üzüldüklerimde kas erimesi olan Celal ile ressam Turan’ın yaşadıklarıydı. Okuyunca şunu bir kez daha gördüm, insanlar ne ederse hep birbirlerine ediyorlar. Birbirlerinin canlarını yakıyorlar, sonrasında ne olacağını düşünmeden. His yok, merhamet yok, hayat adeta insansızlaşıyor. Günümüzde de kitaptaki yaşananların birçoğunu yaşıyoruz maalesef. Ama Ali’nin gönlünün sultanı Münire’yi bulması gibi herhalde en büyük bahtiyarlık bu olsa gerek. Kitabı bitirdikten sonra filmini izledim. Tabi her zaman kitap ile film arasında fark oluyor fakat her şeye rağmen film çok güzeldi. İçindeki hüzünlerden sanırım sonuna sevda katarak bitirmişler. Yüreklere su serpmiyor değil. Okumayan varsa mutlaka okumalarını tavsiye ederim. 

0 yorum:

Yorum Gönder