3 Mayıs 2018 Perşembe

Felsefe (Yorum) - Nurettin Topçu



KÜNYE

Kitabın Adı: Felsefe
Kitabın Türü: Felsefe
Yazarı: Nurettin Topçu
Yayınevi: Dergâh Yayınları
Sayfa Sayısı: 137
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ
Etrafımızdaki eşyanın bilgisini duyularımızla elde ediyoruz. Birbirleri arasında herhangi bir şekilde sıralanmayan ve metotsuz olarak gelişi güzel elde edilen bu bilgilere düzensiz bilgiler denir. Düzensiz bilgiler, her günkü yaşayışımızı kolaylaştırarak etrafımızdan daha iyi şekilde faydalanmamızı mümkün kılar. Lâkin insanın bütün bilgisi böyle elde edilenlerden ibaret değildir. Düzensiz bilgiler üzerine ilimler kuruluyor. İlim bilgisinin evvelkinden farkı, onun belli metotlarla elde edilmesi ve genel oluşudur. İlim bilgisi gelişi güzel elde edilemez. Onu elde etmek için zihnin mutlaka belli yollardan gitmesi şarttır. Felsefeye gelince; o bütün bilgilerimizin üzerine kurulmakla beraber hepsinden daha çok genelliğe sahiptir.
Her ilmin kendi konusu alanında ayrı ayrı sonuçlara vardığını biliyoruz. Felsefe bu sonuçların hepsini birleştiricidir. Ancak ilimlerin deneylerle elde ettiği sonuçları felsefe akılla birleştirir. Onun çalışma sahası, deneylerin dışında kalır; deneylerin sahasını içerisine alan daha geniş bir halka teşkil eder. 

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar yazarın anlatımı dilini derleyenler çok güzel aktarmış diyebilirim. Eski Türkçe kelimelerin yanında parantez içinde günümüzdeki karşılıkları ve bahsi geçen felsefe ekollerinin hem Latincesi hem de İngilizce’si yer alıyor ki bence bu ayrı bir zenginlik. Eserin ilk bölümünde “Felsefi düşünüş nedir?” sorusuna yanıt aranmış. Bilgin ve filozof arasındaki farklarda çok önemli bir konu! İkinci bölümde, felsefenin ilk çağlar, orta çağlar ve Rönesans’tan sonra ki serüveni anlatılmış. Bu bölümde geçen ay okuduğum Dr. Ali Şeriati’nin “Kendisi Olmayan İnsan” kitabında değinilen konu vurgulanmış. İslam mutasavvıfları, Platon’un felsefesini benimseyerek ruhla Allah’ın birliği kuramı, Hint mistisizmi ile birleştirerek İslam tasavvufunun doğmasına yol açtılar. Malum her topluluk İslam dinini kabul ederken olduğu gibi değil de kısmen dönüştürerek kendine mal ediyor. Kendi kültürünü terk etmeden bir İslam’ı seçiyor. Bu durumda böyle bir sonucu doğuruyor. Üçüncü bölümde; geleneksel (dogmatizm) ve metafizik (rölativizm) felsefeleri ele alınıyor. Dördüncü bölümde; akılcılığın (rasyonalizm), görgücülüğün (ampirizm) çeşitleri incelenmiş. Beşinci bölümde; ahlak meselesine ayrılmış. Ahlakın doğuştan gelip gelmediği üzerine pek çok felsefi görüş var. Son bölümde de; sanat ile felsefenin ilişkisine değinilmiş. Zaten kitabın önsözünde eserin bir dönem ders kitabı niteliğinde liselerde okutulduğu da belirtilmiş. Okumak isteyenlere, merak edenlere ısrarla tavsiye ederim.

0 yorum:

Yorum Gönder