1 Kasım 2017 Çarşamba

Mayi Kıta 2. Kitap Venedik (Yorum) - Nicholas Woodsworth




KÜNYE

Kitabın Adı: Mayi Kıta 2. Kitap Venedik
Kitabın Türü: Gezi Anıları
Yazarı: Nicholas Woodsworth
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 206
Baskı Yılı: 2012

TANITIM BÜLTENİ
Nicholas Woodsworth'ün Akdeniz Üçlemesi farklı bir "şehir rehberi" vaat ediyor: Şehrin geçmişini, gündelik hayatın akıp giden temposunda arayan bir seyyahın gezi notları, bakıp geçenden ziyade, durup içine çeken bir anlatım...
Akdeniz gezimiz İskenderiye ile başladı, ikinci durağımız ise Venedik. Fakat önce rotamız gereği uğranacak yol üstü durakları var: Akaba Körfezi üzerinden Şam, Halep ve Lazkiye, daha sonraysa İskenderun, Ankara ve İzmir. Suriye'deki gerginlik gelecekteki çatışmaların sinyallerini verirken, Türkiye'de ise gündem belediye seçimleri...
Nicholas Woodsworth, aslında bir sonraki durağı olarak planladığı İstanbul'u sona saklıyor ve Türkiye'den ayrılıp eşiyle birlikte "romantik" Venedik'e varıyor. İlk kitaptan biliyoruz ki, yine kendisine sunulanla yetinmeyecek, maskenin ardındakini görmek isteyecek. Saatler süren müze kuyruklarından çıkarak, şehri saran kanallarda Venedikli gibi gezinmenin bir yolunu bulacak. Biz de onun peşinden şehrin labirentimsi sokaklarına dalacak, geçmişin peşine düşüp arşivlerde kaybolacak ve bir süreliğine de olsa bu görkemli şehrin sakinlerinden biri olacağız.
Mayi Kıta, Bir Akdeniz Üçlemesi'inde sonraki istikamet, heyecanla beklenen; Şehr-i İstanbul...

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar ikinci kitap yazar Nicholas Woodsworth'un İskenderiye'den ayrılmasıyla başlıyor. Trenle birlikte Halep'e geliyor. Buradaki insanları İskenderiye'deki insanlara göre daha kültürsüz buluyor. Hal ve tavırlarının haricinde trende yakasına bir Suriyeli takılıyor, kendisiyle İngilizce pratik yapmak için evine davet ediyor. Muhatabının baskısından hoşlanmayan yazar teklifi reddedip birkaç yeri gezdikten sonra bin bir güçlükle gemiyle beraber İskenderun limanına varıyor. Öyle bir döneme denk geliyor ki iki gün sonra Türkiye'de belediye seçimleri olacaktır. Sahil şeridinin haricinde Anadolu topraklarını merak eden yazar rotasını Ankara'ya çevirir. Ne hikmetse bir partinin takipçisi Zehra adında bir kızla tanışır. Kız sol bir partiden olduğunu ama seçimi sağ partiden birinin kazanacağını anlatır. Yazar ardından Anıtkabir’i gezer ve Atatürk ile ilgili öğrendiklerini, Türk toplumunu kendince yorumlar. Sigaraya özdeş bir millet olduğumuzu ama Anıtkabir’e girince saygıdan dolayı sigara içmediklerini anlatır. Bir gece Ankara'da kaldıktan sonra trenle İzmir'e geçer. Artık rotasında İstanbul vardır. Fakat karısının telefonu üzerine tüm planları altüst olur. Dil öğretmeni olan eşi Paskalya döneminde iki haftalık tatile gireceğini, tatilini Venedik'te geçirmek istediğini söyler. Yazar yine bir gemi yolculuğuyla Venedik'e varır. İlk hafta pek çok tarihi mekânı gezerler. Turist kalabalığı fazla olduğundan hiçbir yeri derinlemesine incelemeden dolaşması yazarı hüzünlendirir. İstediği şey Venedik'in eski gerçekliğe dokunmaktır.
Yazarın yakalamak istediği Venedik'in ruhunu olduğundan onun peşinde dolanıp durur. Beni en çok etkileyen hem ticari tarihi hem de su üzerindeki bir şehrin yaşam koşullarıydı. Sokak ve caddeler sadece rakamlardan oluşuyor. Şehrin her tarafını gezmek için sandalları kullanıyorsunuz. Bir kurye ile tanışan yazar birkaç gün onunla çalışıyor ve şehre bambaşka bir yerden bakıyor. Okumak isteyenler ısrarla tavsiye ederim arkadaşlar. Venedik su üzerinde yüzen şehir, sizleri bekliyor. :)

0 yorum:

Yorum Gönder