27 Eylül 2017 Çarşamba

Çakal’ın Yılı 2. Kitap (Yorum) - Paul Doherty


KÜNYE

Kitabın Adı: Çakalın Yılı, 2. Kitap
Kitabın Türü: Gerilim, Tarihi Roman
Yazarı: Paul Doherty
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 574
Baskı Yılı: 2010

TANITIM BÜLTENİ
"Doherty, antik Mısır'ı hayata geçirerek, tarihi detaylara hükmediyor."
Publishers Weekly
"Geçmişin göz kamaştıran canlanışı."
Herald Sun, Melbourne
"En kanlı arzuları dahi tatmin edebilecek düzeyde, zengin bir şölen."
Northern Echo
"Mısır'ın gizemli atmosferi sizİ büyüleyecek."
Barnes & Noble
"Antik Mısır'ın egzotik doğası, entrikaları ve hükümdarları gerçekten heyecan verici."
New York Times
"Okuyabileceğiniz en etkileyici Mısır serisi."
Amazon.com

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar antik mısır serisinin ikinci kitabı Çakal'ın Yılı büyük bir heyecanla başladı. Çünkü sevdiği kişiye kendi elleriyle kıyan kralın sağ kolu Mahu büyük bir hüzün içerisindeydi. Yaptığı şeyden dolayı pişmanlık duymuyordu ama sevdiği kişi ölürken ona ihanet etmediğini söylemişti. Ve Mahu gerçeğin ne olup ne olmadığını bilmiyordu. Belirsizlik vicdanını alt üst etmişti. Hele de bir anda hiç kimseye bir şeyden demeden ortadan kaybolan kral Akhenaten onun çaresizliğini daha da arttırmıştı. Özellikle hanedanlığı kasıp kavuran minik prensin akıbeti ne olacaktı? Akhenaten anne babasından ve karısından daha çok güvendiği birine yani Mahu'ya emanet etmişti oğlu. Sadık dostunun onu canı pahasına koruyacağını biliyordu. Peki, Mahu prens Tutankhamun'u kimlere karşı koruyacaktı? Büyükbabası ve devletin bakanı Ay'dan, kız kardeşinden, tahta gözünü dikmiş rahipler ve ruhbanlardan ve Kap'ın (Kraliyet Eğitim Okulunun) yetiştirdiği ve şuan devletin belirli kademelerinde görevli olan kişilerden prensi koruması gerekiyordu. Kendi günlüğünü kalem alan Mahu'nun gözünden devletin her kademesi bambaşka bir şekil alıyordu. Çünkü herkes prensesle evlenip tahtın sahibi olmanın derdindeydi. Bir tek Mahu tahtın hırsından uzak, tahtı asıl sahibi prense vermenin sorumluluğu içerisindeydi. Ve Kap'taki hangi arkadaşına güveneceğini bilemiyordu. Öyle ki hepsinden birçok da ihanet gördü. Romanın sonuna doğru gücü kaybeden Mahu her şeyi hâkim olmak isteyen Ay tarafından sürgüne gönderildi. Fakat Ay'ın bilmediği bir şey vardı. O da prensin zamanla babası benzediğiydi. Yani onun gibi ruhi buhranlar geçiriyor ve hanedanlığın çıkarı düşünemeyecek duruma geliyordu. İkinci kitapta tam olarak burada bitiyor.
Büyük bir keyif ve heyecanla okudum. Özellikle "Tutankahmun" ve "Firavun Tut" dizilerini izleyince Aten şehrini olayları hayal ederek zihnimde canlandırmak daha bir büyüleyici oldu. Bu seriyi okuyacaklara dizileri tavsiye ederim. Birinci romana göre ikinci romanda daha çok ihanet, kan ve gözyaşı vardı. İktidarın ne kadar paylaşılmaz bir şey olduğunu tekrar gözlemlemiş oldum. Her çağın genel hastalığı ya da yanılgısı diyebiliriz. Ayrıca bu eserde Mahu orta yaşlarında ve daha bir realist, böyle olması hoşuma gitti. Olayları tıpkı Sherlock Holmes gibi analitik bakış açısıyla değerlendirdi. Hem kitabın hem günlüğün yazarı olarak onu daha yakından tanıdım. Seri okumak isteyen ısrarla tavsiye ederim. Elinde olup okumaya üşenen varsa büyük bir heyecanı es geçiyorsunuz demeliyim. Bir an önce okumaya başlayın! ;)

0 yorum:

Yorum Gönder