25 Temmuz 2017 Salı

SultanMurat (Yorum) - Cengiz Aytmatov


KÜNYE

Kitabın Adı: Sultanmurat
Kitabın Türü: Hikâye
Yazarı: Cengiz Aytmatov
Yayınevi: Ötüken Yayınları
Sayfa Sayısı: 150
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Cengiz Aytmatov, İkinci Dünya Savaşı'nın bütün şiddetiyle devam ettiği yıllarda Kırgızistan'ın bir köyünde, cephedeki askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yediden yetmişe herkesin tabiat ve savaş şartlarıyla çetin mücadelesini anlatıyor. Cesur, zeki ve okulun güzel kızı Mirzagül'e tutkun Sultanmurat 15 yaşında olmasına rağmen cephedeki askerlere yardım etmek için seçilen köyün beş gencinden biridir. Sultanmurat'ın gözünden savaşın yıkıcılığını ve insanları adeta birer canavara dönüştürmesini anlatan Cengiz Aytmatov, diğer bütün eserlerinde olduğu gibi, bu hikâyesinde de insana olan inancını vurgulamaktadır. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, insanın içinde sönmeden yanmaya devam eden o sevgi ateşi her türlü zorluğun üstesinden gelmek için insanın sahip olduğu en kıymetli hazinesidir.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar Cengiz Aytmatov'un okuduğum ikinci kitabı oldu. İlk okuduğum kitabı "Kızıl Elma"ydı. O kitap birçok hikâyeden oluşuyordu fakat bu kitap ise bir hikâyeden oluşuyor. On beş yaşlarındaki Sultanmurat, sevdiği kız Mirzagül ve ailesi etrafında geçiyor. Sultanmurat kışın en sert geçtiği yerde yaşadığından hep sıcak ülkelerdeki insanların rahatlığını hayal eder, aslında haklıdır da. Çünkü giyinmek, ısınmak için masraf yapmamaktadırlar. Soğuğun haricinde birde Rusya'ya kadar ulaşan Hitler vakası yani II. Dünya savaşı kapıdadır. Çok sevdiği babası cepheye gittiği için yüreği özlem dolu olsa da geri kalanlara sahip çıkması gerekir. Gerçekten on beş yaşındaki bir genç için en zor imtihanlardan bir tanesi. Öyle ki savaşın getirdiği kıtlıkla birlikte aç kalma tehlikesi de baş gösterir. Doğal olarak üç arkadaşıyla beraber okuldan alınıp gözetimlerine iki çelimsiz at verilir. Görevleri bu atları baharın başına kadar bakıp iyileştirmektir. Bahardan sonra buğday ekileceğinden işleri çoktur. Ve bu dört genç azmeder ve atları sağlıklı bir şekilde bakarlar. Bahar zamanın da Aksay Ovası'na gelerek sağlıklı atları tarlaya sürerler. Peki, sonra neler olur? Dilerseniz buradan sonrası anlatmayayım. Olur ki okursunuz heyecanı kaçmasın.
Yazarın Kırgız olması zihnime yeni kelimeler eklenmesini sağladı. Örneğin; Apay(abla) demek, Hacıke yani hecenin sonunda ke harfleri (ciğim) samimiyeti katıyor. Ayrıca koca bozkır insanların ne kadar zor şartlarda yaşadığını okuyunca insan kendi yaşamından utanıyor. Düşünün şimdinin ergen deyip küçümsediğimiz ya da beceriksiz olarak isimlendirdiğimiz bir genç Sultanmurat. O ise neler neler başarıyor... İlla ki herkesin belirli zorlukları mı yaşaması lazım? Hayır, fakat zorluk yaşanmadan da ne hayatın ne de sevdiklerin kıymeti biliniyor. Sizde Sultake'nin neler yaşadığını okuduğunuzda demek istediklerime daha bir vakıf olacaksınız.
Unutmadan birde Sultanmurat'ın biricik aşkı Mirzagül var tabi. Saf ve samimi bir yürekle seviyor kızı. Ona olan aşkı için sabrediyor. Bir mektubun cevabını günlerce bekliyor. Şimdi böyle sevdalı yürekler kaldı mı bilemiyorum. İnşallah kalmıştır. :) 

0 yorum:

Yorum Gönder