18 Haziran 2017 Pazar

Merhamet (Yorum) - Toni Morrison


KÜNYE

Kitabın Adı: Merhamet
Kitabın Türü: Hikâye
Yazarı: Toni Morrison
Yayınevi: Sel Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 174
Baskı Yılı: 2015

TANITIM BÜLTENİ
Afro-Amerikan edebiyatının gelişmesinde ve görünür kılınmasında büyük katkısı bulunan Nobel ve Pulitzer ödüllü yazar Toni Morrison, Amerika'da köle ticaretinin palazlandığı 1600'lü yılların sonuna çeviriyor bu kez gözünü; insan hayatının hiçe sayıldığı, özgürlüğün bir kavram olarak bile düşünülemediği bir dönemde, sefalet içindeki yolculuklara ve pazarlıklara konu olan insan bedeninin hayatla, doğayla ve kendisiyle ilişkisine odaklanıyor.

Her şeye rağmen kendini gerçekleştirme adına tutunacak bir dal bulan kadınların dünyasıyla, efendi ile köle, ticaret ile tarım, özgürlük ile kâr arasında ikiye ayrılan erkeklerin dünyası bir çiftlikte çakışıyor. Dini, kültürel, bölgesel, mezhepsel farklılıklar ve insanlığın kölelikle ilişkisi panoramik bir biçimde sunularak tablo tamamlanıyor.

Morrison, beyazların insanı dahi ticari bir unsur olarak gören sınırlı dünyasında ister çiftliğin hanımı, ister hizmetçi ya da köle olsun, hep yan rollere itilen kadınların iç çelişkilerinin, arzu ve sevgiyle mücadelelerinin etrafında masalsı ama bir o kadar gerçek bir hikâye anlatıyor.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar gerçekten sürükleyici ve hüzünlü bir hikâyeydi Merhamet. Bir kişinin merhameti neleri güzelleştirir, okurken bir kez daha anlıyorsunuz. Elbette tek bir kişinin merhametiyle insanlık ayağı kalkmaz maalesef. Bu detayı fark etmek yüreğimi burksa da hikâyenin içerisindeki bir kişinin merhameti beni hem sevindirdi hem umutlandırdı.

Hikâye 1690'ların Amerika’sında geçiyor. Ve bölüm bölüm hikâyede yer alan karakterlerin gözünden anlatılmış. İlk sayfaları okurken birden hikâyenin içine Florens karakterinin gözüyle dalış yapınca konuyu kavramak zamanımı aldı. Sıkıldım mı, derseniz hayır sıkılmadım. Sizi bilmiyorum fakat ben yapım gereği, yapılan zulümleri okurken dayanamıyorum. İnsanların kalplerinin mühürlü olmasına hayret ediyorum. Ve bu kadar mı kör olabiliriz, diye defalarca soruyorum. Bu yüzden böyle kitapları pek okuyamıyorum. Allah'tan bu hüzünlü hikâyenin içinde merhamet kırıntıları vardı. Muhtemelen kölelik ticaretini başlatan ülkenin İngiltere olduğunu bilirsiniz arkadaşlar. Sadece siyahi insanları değil, kendilerince ikinci, üçüncü sınıf gördükleri beyaz insanları bile köle olarak satmışlar, kullanmışlar hatta vahşice öldürmüşler.

Hikâyede Jacop Vaark adında bir tüccar tütün ticareti yapmaktadır. Bir İngiliz soylusuna bir gemi dolusu tütün satmış, tütün gemisi içindeki kölelerle birlikte batınca İngiliz soylusu tüccar borçlanmıştır. Ve borcunu ödemek için iş kolu açısından köle ticaretini önerir. Ama Jacop Vaark kendi edindiği tecrübelerle birlikte sadece tütün sattığını, insan ticaretinin iğrenç bir şey olduğunu söyler. Parasını almakta ısrar eder. İngiliz soylusu belindeki silahla kendini tehdit edince evin aşçısını çalışmak için yanına almayı kabul eder. Ama aşçı soylunun fark ameller için çalıştırdığı bir kadındır ve bundan sebep kadını vermek istemez ve yanındaki küçük kızını teklif eder. Tüccar yeni kızını kaybetmiş eşine belki moral olur diye kızı almayı kabul eder.

Hikâye bu alınan köle kadının kızı Florens büyümüş haliyle başlar. Ardından az evvel bahsettiğim sahne anlatılır. Peşi sıra tüccar evindeki Lina, Sorrow adında iki kölenin gözüyle hikâye devam eder. Elbette kimse için kolay değildir ama bir masadan bile değerli olmayan köleler için hayat zorunda ötesinde tamamen bir uçurumdur. Peki, köle olmayanlar ne haldedir? İşte onu da okuyunca göreceksiniz. 

0 yorum:

Yorum Gönder