7 Haziran 2017 Çarşamba

Entelektüellerin Hurafeleri (Yorum) - İbrahim Paşalı


KÜNYE

Kitabın Adı: Entelektüellerin Hurafeleri
Kitabın Türü: Sosyoloji
Yazarı: İbrahim Paşalı
Yayınevi: Profil Kitap
Sayfa Sayısı: 209
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Hamal ve ihtimal kelimeleri akrabadır. Entelektüel, ihtimallerin hamalıdır. Her ihtimali düşünmek zorundadır.
Popüler şarkılardan sıkılan entelektüeller, nedense, popüler sorulardan ve cevaplardan sıkılmıyorlar. Eğer her ihtimali düşünselerdi, hakikat muamelesi yaptıkları popüler cevaplardan kuşkuya düşer, egemenlerin kültürüne evrensel kültür demeye son verirlerdi...
Eğer çevreciler gerçekten bilinçli olsaydı, merkeze "çevre" demekten vazgeçerlerdi...
İnsanoğlunun ırkçılık yüzünden ödediği ağır bedellerden sonra çareyi "dünya vatandaşı" olmakta bulanlar, iddialarının aksine dünyalarının Avrupa'dan ibaret olduğunu, geride kalan her vatanın ve kültürün teferruat olduğunu görürlerdi...
Yolu ve yöntemi hesaba katmadan düşünmek, kulağa hoş gerisi boş kıyaslamalarda bulunmak, böylesi popüler kavramlar üretmek, entelektüel yolsuzluktur.
Türkiye'de yıllardır sadece bankaların değil, kavramlarımızın, kitaplarımızın, belgelerimizin ve hatıralarımızın içi de usulsüz işlemlerle boşaltılmıştır.
Bu entelektüel yolsuzluğun eski adı, usul/yöntem sahibi olmadan, bilgi sahibi olmaktır. Yöntemsiz düşünmek, yolda olmamaktır.
Entelektüellerin Hurafeleri; yolda olanların, yolunu şaşıranların, yerinde sayanların, ileri-geri konuşanların ve susanların - yolculuk boyunca - elden düşüremeyeceği bir kitap.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Arkadaşlar çok kısa zamanda okuyabileceğiniz, sizi alıp fikirler dünyasına götüren güzel bir kitap. Geçen ay sosyolog Jean Baudrillard'ın kitabını okumuştum. Her ülkenin sosyoloğu doğal olarak kendi toplumuna ışık tutuyor. Ama felsefe de olduğu gibi her sosyolojik çalışmanın da evrensellik barındırması gerektiğine inanıyorum. Nurettin Topçu'nun Var Olmak kitabında bu evrenselliği yakalamıştım. Toplumu bütün bir insanlık olarak ele almıştı. Jean Baudrillard öyle. Ama nedense aynı geniş açısını bu kitapta yakalayamadım. Kitabın içerisinde daha önce hiç fark etmediğiniz noktalar elbette ki var. Olaylara, kavramlara bakışımın ne kadar hatalı olduğunu okurken çok iyi görüyorsunuz. Benim takıldığım nokta yazarın her ne kadar yanlış olduğunu belirtse de kendini bir düşünceye empoze etmesiydi. Örneğin Türkiye'deki pek çok düşünür Batıya olan hayranlığımızdan bahseder ve bu hayranlığımız yüzünden kaybettiğimiz değerlerden ayrıca. Evet, kendi özümü bilmeli ve değer vermeliyiz. Ama bir faaliyetin içinde hem batılı hayranlığı hem de hoşgörü de yer alabilir. Peki, bunu nasıl ayırt edeceğiz? Pierre Loti'nin adının bir dönem yaşadığı tepeye verilmesini eleştirmiş yazar. Kendimizden önemli şahsiyetlerimizin adının koyulmasının Eyüp Sultan'a daha çok yakışacağını belirtmiş. Anladığım kadarıyla Pierre Loti'nin kitaplarından okumamış yazar. Çünkü Osmanlı'nın parçalanmaya çalışıldığı dönemde bizim ne kadar temiz olduğumuzdan bahsediyor yazılarında. Buradaki hoşgörüyü nereye koyacağız? Anladık İbrahim Paşalı batılı hayranı değil. Lakin bu demek değildir ki, batının her şeyi zararlı ya da faydasız. Malum bizim inancımız her şeyi kucaklamak üzerine kurulu. Böyle de düşünmeliyiz. Diğer örnek de, yazar 2005'lerde tanıştığı Jerry Ricks adındaki İstanbul hayranı bir piyanistten bahsetmiş. Onun Türkiye hakkında verdiği makaleden etkilenmiş ve bir şekilde kendisiyle tanışmış. Kitapta piyanistin yorumları da var. Soruyorum şimdi bu kişinin Pierre Loti'den farkı nedir? Demek ki kendisi Pierre Loti'nin döneminde yaşasaydı onunla tanışmak isteyebilirdi. Benim kitapta takıldığım noktalar burasıydı. Yazım dili olarak yazar şiirsel bir dil kullanmış. Gerçekten etkileyiciydi. Yaptığım yorumdan çıkarak okumamazlık etmeyin arkadaşlar. Her kitap okumaya değerdir. Ben sadece kitabı okurken konulara bu açıdan da bakabileceğinizi göstermek niyetindeyim. Okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim. 

0 yorum:

Yorum Gönder