17 Mayıs 2017 Çarşamba

Simülakrlar ve Simülasyon (Yorum) - Jean Baudrillard


KÜNYE

Kitabın Adı: Simülakrlar ve Simülasyon
Kitabın Türü: Sosyolojik Deneme
Yazarı: Jean Buadrillard
Yayınevi: Doğu Batı Yayınları
Sayfa Sayısı: 224
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Disneyland bütün simülakr düzenlerinin iç içe geçmiş olduğu kusursuz bir modeldir. Disneyland her şeyden önce: Korsanlar, Geleceğin Dünyası, vb şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur. Bu düşsel evren kendine düşen görevi başarıyla yerine getirmektedir. Aslında kalabalıkları buraya çeken şey çelişkileri ve güzellikleriyle gerçek Amerika'nın minyatürleştirilmiş toplumsal bir mikrokosmosuna benziyor olması ve alınan kolektif (dinî denilebilecek türden) keyiftir. Aracınızı otoparka bıraktıktan sonra içerde kuyruğa giriyor ve sonunda dışarıya yapayalnız ve kendi hâlinize terk edilmiş bir şekilde çıkıyorsunuz. Bu düşsel evrendeki tek olağanüstü şey içerdeki kalabalıktan yayılan sıcaklık ve sevecenliğin yanı sıra insana pek çok değişik duygu yaşatan bol miktardaki oyun ve oyuncağın varlığıdır. Bir konsantrasyon kampına benzeyen otoparka içerdeki kalabalık arasında tam bir tezatlık vardır. Bir başka deyişle içerdeki binbir çeşit oyuncak insanları bir nehir misali oradan oraya sürüklerken, dışarı çıkan insan yalnızlığa (oyuncağına) arabasına doğru ilerlemek zorunda kalmaktadır...
...
Disneyland'daki düşsellik ne gerçektir ne de sahte. Burası gerçeğe özgü bir düşselliği, gerçeğe simetrik bir şekilde yeniden dönüştürebilmek amacıyla tasarlanmış bir caydırma (ikna) makinesidir. Bu çocuksu düşselliğe özgü sefalet ve yozlaşmışlığın nedeni de zaten budur. Bu evrene çocuksu bir görünüm verilmek istenmesinin nedeni, yetişkinlere özgü "gerçek" ve başka bir evren bulunduğu düşüncesini onaylatma arzusudur. Disneyland bir çocuksuluğun gerçek anlamda her yere hâkim olduğunu gizleyebilmek için yetişkinlerin de buraya gelerek çocuklaşmalarına olanak tanımak ve gerçekte çocuk olmadıklarına inandırma amacıyla kurulmuş bir evrendir.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Arkadaşlar kitabın kapağına bakınca oldukça eğlenceli görünüyor. Aslında gerçekten eğlenceli ve zihin açıcı bir kitap. Malum hem çeviri olmasından dolayı hem de yabancı kelimeleri tam Türkçe'leştirmeden kullandıkları için okurken yazarın neye değindiğini anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Bu zorluğun yanında konunun soyut mana taşıması da anlamayı güçleştiriyor.

Öncelikle simülakr ve simülasyon nedir, kısaca açıklamak istiyorum. Simülasyon gerçeğin yerini alan her şey demek; yani gerçeğin birebir kopyası. Onu incelerken gerçek mi değil mi diye ikileme düşmüyorsunuz. Gerçek sanıyorsunuz. İşte bu algı simülasyon oluyor. Simülakr'da bu gerçeğin yerine geçen şeyi dağıtan ya da ulaştıran kişiler ya da sistemler diyebiliriz. Mevzunun daha iyi kavranması için yazarın değindiği noktalardan birkaç örnek vereceğim. Mesala; günümüzde yığınla banka reklamları yapılıyor. Ve reklamlarda sanki kredi çekenin yanındaymış gibi reklamlar içine duygusal ya da aile bağlarını hatırlatan bağlar konuyor. Öze bakarsak böyle olmadığı biliyoruz. Ama nedense kredi çeken insanları sayısı gün geçtikçe artıyor. Reklam şirketi ve banka bir simülakr duygusuz olan banka ortamlarını aile bağları gibi yansıtmaları da simülasyon olur. Baudrillard tüketim ve teknoloji çağının böyle bir simülatif dünya oluşturduğuna değiniyor. İsterseniz yazarın vurguladığı noktaları kendi yorumumla sizlere aktarayım. Hani günlük hayatta deriz; "Çok kıyafet almak istemiyorum fakat nedense gidip alıyorum" ve dolabınız kıyafetlerle tıklım tıklım doluyor. Maalesef bir simülakr olan tüketim çağının etkisiyle simülasyona maruz kalıyorsunuz demektir. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Yazar böyle bir ortamın getirdiği psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklardan da söz ediyor. Teknoloji çağının hastalıkları olan Alzheimer ve Kanser gerçekliğini sorguluyor. Aynı zamanda bir simülasyona mazur kalıp kalmadığınızı da doğayla olan bağınızı gözden geçirerek anlayabileceğinizi söylüyor. Bir şey ne kadar mekanik, boş hissettiriyorsa orada bir simülasyon söz konusu olabilir.

Başka bir örnek vereyim; biriyle tanışıyorsunuz, kendiniz oluyorsunuz ve samimi bir iletişim kurmak istiyorsunuz. Karşınızdaki aynı derecede size yakınlık gösteriyor lakin işin aslı böyle değil. Sizin sahip olduğunuz şeylerden yararlanmak istediği için size aynı derecede karşılık veriyor. Belli bir süre de bu yakınlık devam ediyor. Karşınızdaki istediğini alamadığını gördüğünde bir anda aslını ortaya döküyor. Başından beri içinde sakladığı gerçek tavrıyla hareket ediyor. Ve sizi hayal kırıklığına uğrattığı gibi algınızla da oynuyor. Bu kişiyle iletişiminizi bitiriyorsunuz ama bundan sonraki ilişkilerde karşınızdakine güvenemiyorsunuz. Çünkü bu kişi sahte davranıp gerçek gibi hissettirerek bir simülasyon ortamı yaratıyor. Hayal kırıklığı ile birlikte gerçeklik olgusuyla da mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. Bahsettiğim durumu küçük çocuklar açısından da düşünebilirsiniz. Birçok anne baba bulunduğu davranışın dışında çocuklarına farklı duygular yaşatıyor. Anlamadan çocuklarının içlerini boşaltıyorlar ve içlerine bir simülasyon dünyası doluyor. Kitap anlattığımdan daha fazla konu ayrı başlıklar altında tek tek inceleniyor. Ben yorumlarken kitabın özünü yorumlamaya çalıştım arkadaşlar. O yüzden birden benim bahsettiğim noktaları yakalayacağınızı düşünmeyin. Psikoloji, felsefe ve sosyoloji sevenlere tavsiye ederim.

Not: Sıkılmadan devam edin. Çünkü kitap yavaş ilerliyor. 

0 yorum:

Yorum Gönder