19 Nisan 2017 Çarşamba

Nasıl Bilirdiniz (Yorum) - John Lloyd, John Mitchinson


KÜNYE

Kitabın Adı: Nasıl Bilirdiniz, Tarihteki Şahsiyetlerin Sıradışı Özellikleri
Kitabın Türü: Biyografi
Yazarı: John Lloyd, John Mitchinson
Yayınevi: Ntv Yayınları
Sayfa Sayısı: 448
Baskı Yılı: 2010

TANITIM BÜLTENİ
Cahillikler Kitabı'nın yazarlarından 68 ünlü isme dair yeni bir kitap.
Birbirinden ünlü hayatlardan kesitler sunulan kitapta, 10 başlık altında bu ünlülerin bugüne kadar hiç duyulmamış özelliklerinden bahsediliyor. Seks meraklılarından, maymun besleyenlere, sahte kimliklerle insanları dolandıranlardan değerleri ancak ölümlerinden sonra anlaşılanlara… Karl Marx, Oliver Cromwell, Florence Nightingale, Henry Ford, H. G. Wells, Cengiz Han, Benjamin Franklin, Sigmund Freud bu isimlerden sadece birkaçı.


Marx, Das Kapital'i ayakta durarak yazmıştı.
Cengiz Han'ın mezarının yerini sadece dişi bir deve biliyordu.
Leonardo'nun matematik ve geometri bilgisi çok zayıftı.
H. G. Wells zamanının en büyük çapkınlarından biriydi.
Nikola Tesla'nın en ciddi aşk ilişkisi bir güvercinleydi.
Florence Nightingale hayatının son elli yılını yatalak olarak geçirdi.


KİTABIN YORUMU
Biterken...
Arkadaşlar sizlere 68 ünlü ve tuhaf kişiliklerden hangisini anlatsam bilemedim. İnanır mısınız pek çok tuhaf hayat hikâyesi duymuştum ama tuhaflıkları olan bu kadar çok kişi olduğunu öğrenmek, insanı hem şaşırtıyor hem de ürkütüyor. Kitapta Karl Max'tan, Cengizhan, Frida Kahlo, Sigmund Freud, Leonardo Vinci, Nikola Tesla, Florence Nightingale'e kadar çok tanınmış isimler vardı nedense beni tanınmamış isimler çekti.
Öncelikle "Zaman Makinesi" romanıyla bilim kurgunun babası sayılan H. G. Wells'ten(1886-1946) başlamak istiyorum. Ergenlik dönemde zorlu bir hastalığı atlattıktan sonra çağının en tanınmış çapkınlarından biri olup çıkıyor. Bunda ne tuhaflık var diyebilirsiniz. Tuhaflık şuradaki neredeyse birlikte olduğu kadınlara başkalarını bile tavsiye ediyor. Ve uçlara varan bir hayatı olmuş. Ben Wells'in "Zaman Makinesi" romanını geçen sene okumuştum. Hayatıyla ilgili kısmında böylesi detaylar yoktu. Herhalde yazarın özel hayatı bizi ilgilendirmez mantığıyla hareket etmişler.
İkinci olarak da "Binbir Surat Şair"den bahsedeceğim. Portekizli Fernando Pessoa(1888-1935) 47 yaşında hastalık hastası olmasından ve bir takım fiziksel rahatsızlıkları yüzünden ölmüş. Öldükten sonra şairin yazdığı iki sandık dolusu el yazması bulmuşlar. Çalışmaları inceledikten sonra şiirlerin haricinde yazdığı hikâyeler ve romanlarda 4 farklı kişilik adı altında imza atmış. Ve bu dört farklı kişilik aynı 4 farklı insan yazmış gibi kaleme alınmış. Çok sonraları yazarın hastalık hastalığının yanında birde tahminlere göre çoğul kişilik bozukluğu varmış. Ve yazdıklarıyla öldükten sonra edebiyat tarihine geçmiş. Sanırım kendisindeki bu rahatsızlığı bildiğinden muhtemelen kendisine deli denmemesi için yazdıklarını okutmamış.
Yine 18. yüzyıldan bir tuhafla devam edeceğim. James Berry adından çok yetenekli bir genç 15 yaşında tıp okumaya başlamış. Ve tıp alanında hızla yükselerek adını sanı duyulan, eşsiz ameliyatlar yapan birine dönüşmüş. Ölene kadar mesleği icra etmiş. Vasiyeti sadece gömülürken üstündeki kıyafetlerinin çıkarılmamasıymış. Maalesef bu isteği yerine getirilecekken bir tuhaflık olduğu fark edilmiş. Doktorun bir erkek bedeni değil de doğum yapmış bir kadın bedenine sahip olduğu anlamış. Meğerse o dönemde hem miras hem de üniversitede okumak için kadın doktorumuzu annesi kadın kılığa sokmuş. O da herhangi bir problem yaşamadan yıllarca yaşamış. Mesleğini icra ettiği dönemde bir meslektaşıyla aşk yaşamış, bir çocuk doğurmuş ve çocuğun akıbeti belli değil. Bu ilişkiyi yaşadığı dönemde erkek sanıldığından doğal olarak ilişkisinin adı da homoseksüelmiş.
Son olarak tarihe "İki Bedenli Yazar" olarak Dawn Langley Simmons'dan(1937) bahsedeceğim. Hipofiz bezinden kaynaklanan bir rahatsızlıktan dolayı bir erkek görünümüne sahip olan yazar herhangi gibi normal bir kadınmış. Ailesi de bu sorundan dolayı onu erkek kıyafetleriyle büyütmüş. Zengin bir aileden geldiğinden 1969'da birçok tedavi olarak kadına dönmüş. Tabi bu durum kendi dönemde çok fazla konuşulmuş. Üstüne hizmetlileri bir zenciyle evlenince çevrenin baskı uç noktalara varmış. Kimse hayat hikâyesine inanmasa da gerçekten bir kadın olduğuna siyahi bir kız çocuğu doğurduklarında inanmışlar. Lakin o zamanda baskılar devam etmiş. Fanatik kişiler evine girip çocuğunu dövdükleri gibi kendisine de tecavüz etmeye kalkmışlar. Ellerinden zor kurtulmuş ve eşini, çocuğunu alarak yine İngiltere'de başka bir şehre taşınmış. Ailesine de yazdığı roman ve şiirlerle bakmış. Gerçekten arkadaşlar böyle hikâyeler okuyunca tek diyebileceğim "Allah neler yaratıyor" demek oluyor ve inanılmaz derecede hayret ediyorum.

Kitabın içerisinde iğrenç diyebileceğimiz başka hayat hikâyeleri de var ama bunları bence okumanız lazım. Gerçekten yazarlarının önsözde dediği gibi "Kendi hayatınıza şükredeceksiniz."

0 yorum:

Yorum Gönder