23 Nisan 2017 Pazar

Hayalevi Kralları, Karanlık Gölgeler Evi 1. Kitap (Yorum) - Robert Liparulo


KÜNYE

Kitabın Adı: Hayalevi Kralları, Karanlık Gölgeler Evi 1
Kitabın Türü: Korku, Gerilim ve Fantastik
Yazarı: Robert Liparulo
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 296
Baskı Yılı: 2012

TANITIM BÜLTENİ
Küçük bir kasabaya taşınan King ailesi, onları bekleyen tehlikelerden tamamen habersizdir. Uzun zaman önce terk edilmiş bir eve yerleşmeleri, ailenin meraklı oğlu Xander ile kardeşi David'i harekete geçirir. Bu gizemli mekânı keşfe çıkan iki kardeş, yan yana kapıların dizili olduğu gizli bir hole ulaştıklarında kendilerini tahmin etmedikleri bir maceranın içinde bulurlar. Kapıların ardındaki her oda, onları evden uzaklaştırarak bambaşka zamanlara götürmektedir. Fakat aynı şey, o dünyalara ait olanlar için de geçerlidir; bu kapılar sayesinde onlar da eve girebilmektedir.


Gizemli ve bilinmeyen diyarlardan gelen bir saldırganın, Xander ile David'in annesini kaçırmasıyla ortalık iyice karışır. Annelerini bulmak için her türlü tehlikeyi göze alan çocuklar, kendilerini zamanın ötesindeki ürkütücü ve bir o kadar da büyüleyici yerlerde bulurlar. Asıl macera şimdi başlayacaktır…



Robert Liparulo, tüm dünyada büyük yankı uyandıran 6 kitaplık "Hayalevi Kralları" serisinin ilk kitabı Karanlık Gölgeler Evi ile sizleri belirsizliklerle dolu, heyecanlı bir maceraya sürüklüyor. Bu kitabı okuduktan sonra serinin bir sonraki kitabı için sabırsızlanacaksınız...

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Arkadaşlar babanız okul müdürü ve esrarengiz bir kasabadaki okula tayin edildi. Üstüne üstlük fazla paranız yok. Kasabada dolaşıp en uygun evi bulmaya çalışıyorsunuz. İnternetten temin ettiğiniz bir listeyle kiralık evleri tek tek dolaşıyorsunuz. Ormanlık bir araziden geçerken sisinde etkisiyle babanız yolları karıştırıyor ve listede adı geçmeyen, mimarisi viktorya dönemi, eski bir evle karşılaşıyorsunuz. Araştırıyorsunuz ki tesadüfen geldiğiniz bu evde kiralıkmış. İşte Xander, David ve Toria'nın babası da evin eski ve ucuz olması hasebiyle kiralıyorlar. Terası katıyla beraber üç katlı kocaman bir ev, pek çok odası olduğu gibi hizmetli odaları bile var. Okurken Xander ve David ile evin bütün odalarını gezmek heyecanlıydı. Üstüne birde evin eski hikâyesiyse hem biraz klasik hem de biraz ürkütücüydü. King ailesinden önce bu eski eve iki çocuklu bir aile taşınır. İddiaya göre evin etkisiyle birlikte baba cinnet geçirir, evvela karısını sonra da çocuklarını da öldürerek kayıplara karışır. O günden sonra da hiç kimse bu eve taşınmak istemez ta ki, King ailesi gelene kadar.

Romanın ilk sayfalarında yoğun bir şekilde korku romanı havası vardı. On beş yaşındaki Xander ve on iki yaşındaki David'in birbirleri korkutmalarıysa evin gizemini ilgi çekici kıldı. Bilmiyorum siz takılıyor musunuz arkadaşlar, ben karakterler küçük olunca hele de yetişkinlerin bile zor anlamlandırdığı şeyleri yaptıklarını okuyunca biraz yavan buluyorum. Bu romanda da var biraz. Ama öyle göze batmıyor. Özellikle de Xander ve David'in merakından içine girdikleri nevresim dolabından değil de başlayacakları okulun dolabından çıkmaları çok keyifliydi. Malum yolculukları severim ben, böyle mekânda ya da zamanda olunca okurken büyük bir keyif alıyorum. Birde nevresim dolabının aradından Xander ve David'in teras kattaki gizemli bir duvarın arkasında karşılaştıkları birden fazla oda ve Xander'in Roma dönemine ait kıyafetlerin bulunduğu odaya girip zırh ve miğferi giydiği gibi kapının onu çekmesiyle birlikte kendini gladyatör arenasında bulması şaşırtıcıydı. Peki, sonrasında bu şaşırtıcılık devam ediyor mu, derseniz. Evet, lakin üzücü bir şekilde. Nasıl kendileri o kapılardan yani geçitlerden geçebiliyorsa o geçitlerden gelen nerdeyse iki metre boyunca iri yarı, kel bir adamda geçebiliyor. Öyle ki, bir gece resmen evi taruman ederek çocukların annelerini kaçırıp geçitten girerek gözden kayboluyor. Ne babaları ne Xander ne de David hiçbir şey yapamıyorlar. Çaresizlik ellerini kollarını bağlıyor. Birinci kitabın sonunda önemli bir hususta açığa çıkıyor. Onu isterseniz açıklamayayım. Kim bilir okursunuz belki ;)

Alıntı:
David yerde derin nefesler alarak yatmaya devam etti.
“Şaka yapıyorum,” dedi. “Yine de aptalsın.”
“Beni kurtardığın için teşekkürler. Ne kadarını gördün?” dedi David. 

0 yorum:

Yorum Gönder