22 Ağustos 2016 Pazartesi

Babil Prensesi (Yorum) - Voltaire


Biterken... 
Bir prensese talip olan üç prens olsa da bizim prensesimiz gönlünü bir çobanın oğluna kaptırıyor ve bir anda ortadan kaybolan delikanlının peşinden bütün dünyayı dolaşıyor. Peki delikanlıyı bulunca ne oluyor, işte onu söylemesen daha iyi olur. Kim bilir bir gün belki bu hikayeyi okursunuz. Voltaire (17. yy.) olsun, Montaigne (15. y.y.) olsun Fransız düşünürler ya da yazarlar Türkleri (İskitler, Selçuklular, Osmanlı İmparatorluğu gibi) gerçekten atik ve cevval olarak yansıtıyor. Ve bizim devamlı vurguladığımız onur konusu da bu hikayede gayet güzel işlenmiş. İskit prensi, sevdiği kızın eski konumuna kavuşması için elinden geleni vakur bir şekilde yapıyor. Betimlemelere ve mekansal çeşitliliğe bayıldım. Her yaşta okura tavsiye ederim.
Alıntı:
Tüm geri kalanları gölgede bırakan şey, kralın Formosante adlı biricik kızıydı. Formosante’a talip olma cüretini gösteren üç prens çıktı ortaya: Mısır Firavunu, Hint Şahı ve İskit Kaanı. İlk olarak, elinde İsis’in sistresiyle, Apis öküzüne binmiş Mısır Firavunu geldi. Peşi sıra, kardan beyaz keten elbiseler giyinmiş iki bin din adamı, iki bin hadım, iki bin büyücü ve iki bin savaşçı geliyordu. Hint Prensi çok geçmeden on iki filin çektiği bir arabayla çıkageldi. Onun maiyeti Mısır Firavunununkinden daha kalabalık ve daha şaşaalıydı. Son olarak da İskit Prensi göründü. Arkasında sadece ok ve yayla silahlanmış seçme savaşçılar vardı. Bineği, evcilleştirilmiş olduğu ve İran’ın en güzel atları boyunda muhteşem bir kaplandı. Bu gösterişli ve görkemli hükümdarın boyu rakiplerinin boyunu gölgede bırakıyordu. Babil Prensesi - Voltaire


0 yorum:

Yorum Gönder