10 Aralık 2018 Pazartesi

Bir Asi Yürek (Yorum) - Jullianne Donaldson


KÜNYE

Kitabın Adı: Bir Asi Yürek
Kitabın Türü: Roman
Yazarı: Julianne Donaldson
Yayınevi: Novella Yayınları
Sayfa Sayısı: 379
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
"Hapsedilmiş hissediyorum. Kafese kapatılmış bir kuş gibi kaçmanın yolunu arayıp duruyorum. Ama her defasında önümü parmaklıklar kesiyor.”
 Doğaya, müziğe ve kitaplara düşkün olan on yedi yaşındaki Kate’in tek hayali Hindistan’a gitmektir. Bu hayalini gerçekleştirmesinin önündeki en büyük engel ise, ona sürekli evlilik baskısı yapan annesidir. Kate hem bu baskıdan kurtulmak hem de özgürlüğüne kavuşacağına inandığı Blackmoore’a gitmek için kendisini dahil olmaması gereken bir iddianın içinde bulur.
 Geniş kırları ve uçsuz bucaksız okyanusuyla hayallerini süsleyen Blackmoore’a vardığında çoğu şeyin beklediği gibi olmadığını gören Kate, geleceği hakkında bir karar vermesi gerektiğini düşünür. Ya kendisini anlamamakta direnen ailesinin tüm baskılarına boyun eğecek ya da bir kuş gibi özgürlüğe kanat çırpmak için yanıp tutuşan kalbini dinleyecektir.

KİTABIN YORUMU
Sevgili arkadaşlar dönem kitaplarını okumayı çok seviyorum. Yazarın anlatımını da beğendim, aralara serpiştirdiği şiirler çok hoştu. Okuyuculara ortada bir aşk varsa onun bile bir ruhu olması gerektiğini hatırlatıyor.
Kurgusuna gelirsek; 18. yüzyılda Avrupa’da kadınların hakları yoktu. Ve tek çıkar yolları evlilikti. Evlendikleri zaman, özellikle çocukları olursa ancak söz sahibi olabiliyorlardı. İşte Katherine böyle bir sosyal ortamda yaşıyordu. Maalesef annesini yaşam gayesini erkekleri elde etmek üzerine kurduğu için kızlarına da bu yola teşvik ediyordu. Katherine annesinin gösterdiği yolu reddederip kendini kitapların dünyasına vermişti. En büyük hayali ise Hindistan’a gidip annesinden kurtulmaktı. Ama gönlünde biri vardı, onu yani Henry’i bırakıp gitmek istemiyordu. İki arada bir derede kalmak gerçekten hayatta en kötü durumlarda birisi, özellikle de birine âşık iseniz. Katherine tercihini yaptı, erdemleri doğrultusunda ilerledi ve kendini kaderinin ellerine bıraktı. Devamını anlatmayayım belki okuyan olur. Okumak isteyenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. 

D&R'dan Aldığım Kitaplar



İndirimden aldığım kitaplarım 🤩🤩🤓
1. Zacharius Usta - Jules Verne 
2. Dr. Ox'un Bir Fantazisi - Jules Verne 
3. Yirminci Yüzyılda Paris - Jules Verne 
4. Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig 
5. Refet - Fatma Aliyye


Bir Geceye Altı Ay (Alıntı) - Meryem Seyda Parlak


#kitaptanalıntı
Nacizane kendi romanımdan alıntı yapmak istedim. Umarım beğenirsiniz. 
ALINTI:
Gerçekler bazen uykunun büyülü anlarında rüyaya dalmaktır. Gözler kapanır ve başka bir âleme kapı aralanır. Kim bu dünyanın sahibi? Yaşamın içindeyken hiçbir zaman sorulmayan bir sorudur bu. Çünkü insanoğlu yaşadığı dünyanın sahibini istemeye istemeye de olsa kabul etmiştir. Peki ya rüya âlemi? Birileri yazmış, ya sensin ya da senin diğerin. Hep bir denge aranır. Olunması gereken orasıdır. Fakat yazarken bölerler ruhu. Sen tanımlamadan tanımlarlar tüm âlemleri. İnsanın görevi ise hangi âlemin arasına sıkıştığını çözmesidir. Yaşadığı dünyada çözemez. Kurallar vardır. Acılar vardır. Arzular vardır. Her şey-den önemlisi fizyolojinin getirdiği tarifi imkânsız sınırlar vardır. Aşkla dolup taşarken uçamaz. Sevinç bedeni kuşatırken özgürce süzülemez yüreğinin gökyüzünde. Ya rüya âlemi? İşte orası ruhun parçasıdır. İnsanı bütün bağlardan kurtarır. Aşkın kendine özgün deliliğini yaşatır. Hatta ölmek isterken bile bir canlılık vardır.
Bir Geceye Altı Ay || Meryem Seyda Parlak

Doğu Ekspresinde Cinayet (Alıntı) - Agatha Christie


#okuduğumkitaplar 
Sevgili arkadaşlar yine harika bir kitapla karşınızdayım. "Doğu Ekspresinde Cinayet" romanını geçen sene okumuştum, filmi sinemaya gelmeden önce. İstanbul'dan kalkan doğu ekspresi treninde gelişen cinayeti çözmek için Hercule Poirot gene iş başındadır. Aslında tesadüfen trene binmesiyle kendisini olayların içinde bulur. Romandan sonra filmini sinemada izlemiştim. Elbette kitap film bir değildi. Ama filmde çok güzeldi. Mutlaka önce kitabı okuyup filmi izlemenizi tavsiye ederim. 
ALINTI:
“Mösyö, lütfen konuyu saptırmayın.”
İtalyan özür dilercesine ellerini birleştirdi.
“Bağışlayın, binlerce kez özür dilerim.”
“Lütfen bana dün akşam yemeğinden sonra neler yaptığınızı anlatır mısınız?”
“Seve seve. Burada mümkün olduğu kadar uzun süre oturdum. Burası çok daha eğlenceli. Masamdaki Amerikalı beyle konuştum. O da daktilo şeridi satıyor. Sonra kompartımanıma gittim. Boştu. Orayı benimle paylaşan o suratsız İngiliz uşak, efendisinin yanındaydı. Sonunda geldi, yüzü her zamanki gibi asıktı. Benimle konuşmak istemedi, sözlerime yalnızca ‘evet’ ya da ‘hayır’ diye yanıt verdi. Masterman bir köşede dimdik oturup kitap okudu. Sonra kondüktör gelip yataklarımızı yaptı.”
Poirot, “Dört ve beş numarayı,” diye mırıldandı.



Peyami Safa Kitapları


#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar aslında Peyami Safa’nın yaklaşık yedi sekiz tane kitabını ortaokulda okumuştum. Ama o zamandan bu zamana aklımda çok fazla şey kalamamış. Hem tekrar etmek hem de hayat tecrübelerinin getirdiği avantajlarla kitaplarını yeniden okumaya karar verdim. İlk olarak “Bir Tereddüdün Romanı” nı okudum. Türkiye’nin dönüşme sürecinde ne sağa ne de sola meyledemeyen bir yazarın batı ve doğunun arasında sıkışıp kalmasını, çalkantılı ruh halini anlatmış. Yani çağımızın büyük tereddüdü bu aslında. Kendimize bir rota çizemiyoruz. Çünkü her şeyi yarım yamalak bildiğim için kendimizi bir anlamla bütünleştiremiyoruz. Peyami Safa bu ruhi bunalımı çok güzel anlatmış. Okuduğum ikinci eseri “Dokuzuncu Hariciye Koşuğu”nda ise çocukluk döneminde geçirdiği rahatsızlığı çok deruni bir dille 15 yaşındaki bir gencin gözünden anlatmış. İki kitabı da okumanızı tavsiye ederim.

5 Aralık 2018 Çarşamba

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Yorum) - Peyami Safa


KÜNYE

Kitabın Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Kitabın Türü: Psikolojik Roman
Yazarı: Peyami Safa
Yayınevi: Ötüken Yayınları
Sayfa Sayısı: 112
Baskı Yılı: 2018

TANITIM BÜLTENİ
Peyami Safa’nın şaheserlerinden Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Türk edebiyatında “insan ruhunun derinliklerinde ve labi­rentlerinde dolaşan ilk roman” olması ve hasta bir insanı ve onun psikolojisini ele alması bakımından önemli bir yere sahiptir. Birçok araştırmacı ve yazar tarafından Türk edebiyatında bir ilk kabul edilen Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Tanpınar dediği gibi, “acının ve ıstırabın yegâne kitabı” olarak hem kemiyet hem de keyfiyet bakımından başka hiçbir eser olmasa da Türk romanının var olduğuna delil gösterilebilecek kudrette bir eserdir. Romanın genç kahramanı, ayağındaki rahatsızlıktan kurtulabilmek için sayısız doktora görünür ve en nihayetinde havadar bir ortamda, stresten uzak bir istirahat dönemi geçirmesi gerektiğine ikna edilir. Ancak, gerek akrabaları olan bir Paşa’nın Erenköyü’ndeki köşkünde misafir kaldığı dönemde, gerekse kendi evi ve hastaneye gidiş gelişlerinde şuurunu adeta bir facia atmosferinde yoğurur. Peyami Safa’nın çocukluk ve gençlik dönemlerinden fazlasıyla izler taşıyan roman, hem umudu ve umutsuzluğu, hem de sevinci ve felaketi aynı sayfalara sığdırabilmiş olması bakımından insanın eşsiz bir tarifini sunuyor. 

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
“Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.” Peyami Safa
Sevgili arkadaşlar sizde aynı duyguları yakaladınız mı bilmiyorum. Ama bundan birkaç sene evvel bende ciddi bir rahatsızlık geçirdim ve önemli bir ameliyat oldum, zorlu süreçler yaşadım. Kitabı okurken ne kadar etkilendiğimi size anlatamam. Özellikle de romanın karakteriyle aynı duyguları yaşamış biri olarak… Hastanede operatör doktorların sizi bir nesne gibi görmesi insanı hissizleştiriyor resmen. Bazı doktorlar ise halinize öyle acıyor ki, oturup kendi kendiniz için kederlenesiniz geliyor. Kurguda on beş yaşında bir gencin çocukluğundan beri kemik veremiyle mücadelesini ve çocukluk aşkı Nüzhet ile olan ilişkisi anlatılıyor. Kitabın ilk baskısı 1930 yılında yapılmış ve yazarın çıkış romanı olarak nitelendirilmiştir. Peyami Safa’nın kitapları arasında kendi hayatından belki de en çok iz taşıyanı. Çocukluğunun yedi yılını iltihap kapan sağ kolunun kesilmesi endişesiyle geçiren ve sonu gelmez tedavi süreçlerini atlatan yazar, romanında benzer acıları ayağı nedeniyle yaşayan bir kahramanı anlatır. Yazarın böylesi elem verici acılar çektiğini tasavvur etmek beni ayrıca hüzünlendirdi. Hastalık çekenle bilir ama çekmeyen varsa empati kurmak adına okumalarını tavsiye ederim. Çünkü hayata bakışınızı büyük oranda etkileyecek bir roman. Ayrıca unutmadan, sonu farklı olsa da, aynı isimle uyarlanan, 1967 yılında Kartal Tibet’in ve Hülya Koçyiğit’in başrollerinde oynadığı bir filmi de var. Ben detaylara takılmadan izledim. Öyle ki kitaptaki cümleleri birebir duymak keyif vericiydi. Dilerseniz izleyebilirsiniz. ;)

İstanbul'cunun Sandığı (Alıntı) - İskender Pala


#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar İstanbul ile alakalı hangi kitabı alıp okusam ayrı bir keyif veriyor. İstanbul'cunun Sandığı İskender Pala'nın okuduğum üçüncü kitabıydı. İçinde eski İstanbul ile ilgili pek çok hikaye var. Sizde benim gibi İstanbul aşığıysanız okumanızı ısrarla tavsiye ederim. 
ALINTI:
Zaman bir çizgi… Sonu yok… Başı hiç bilinmeyen gibi. İstanbul bir rüya… Deseni yok… Rengi asla silinmez gibi… İstanbul’da zaman bir cevher, araza hulul eden… Ve zamanında İstanbul bir mana, cismi ruh kabul eden… Dünya bir andan ise, İstanbul bir candan ibaret.
.
Bu şehr-i İstanbul ki bi-misl ü bahadır. Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır.

Pazar Günü Kitap Çekimleri


Bunlarda okuduğum ve okumadığım kitaplar. Çektiğim harika resimleri sırasıyla sizinle paylaşacağım inşallah.😎


Stefan Zweig Kitapları


#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar bugüne kadar altı tane Stefan Zweig kitabı okumuşum. Hepsi birbirinden güzeldi. Beni en çok etkileyen Satranç, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Amok Koşucusu ve Ay Işığı Sokağı kitabından Nişan hikayesi oldu. Herkese bu eşsiz kitapları tavsiye ederim. 
1. Satranç
2. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
3. Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat 
4. Ay Işığı Sokağı
5. Amok Koşucusu
6. Bir Çöküşün Öyküsü

1 Aralık 2018 Cumartesi

% 100 Düşünce Gücü (Alıntı) - Jack Ensign Addington


#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar birkaç sene önce okumuştum. Bir kişisel gelişim kitabı olarak size pek çok pencere sunabilecek bir eser. Okumanızı tavsiye ederim.
ALINTI:
Sık sık başkalarına içimizi dökeriz ve bu arada gücümüzü kaybettiğimizi fark etmeyiz. Bir düşünceyi hevesle içinizde taşıyıp, gerçekleştirmek için gereken gücü içinizde bulabilirsiniz. Ancak bu düşünüzü bir başkasına anlattığınızda, bu onun düşünce çizgisine uymayabilir ve sözleriyle şevkinizi kırabilir. Ne kadar geçerli bir fikir olduğunu göremeyebilir. Söyleyeceklerini sona erdiğinde tüm ümidimiz kırılmış, geriye hiçbir şey kalmamıştır.