22 Temmuz 2017 Cumartesi

Ütopya (Yorum) - Thomas More


KÜNYE

Kitabın Adı: Ütopya
Kitabın Türü: Felsefe
Yazarı: Thomas More
Yayınevi: Alfa Yayınları
Sayfa Sayısı: 248
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ
Yaşlı bir denizci Thomas More’a, son seyahati sırasında tesadüfen keşfettiği Utopia adasını anlatır. Bu adanın yönetim biçimi, yasama, yürütme ve yargılama gücü, yurttaşların kamu haklarından yararlanmaları gerçekten de mükemmeldir. Ona göre Utopia bütün Avrupa devletlerinin yapılanmasına örnek oluşturacak ideal devletin ta kendisidir.
 Utopia’da yurttaşların birlikte çalışarak elde ettiği ürünler pazar yerlerindeki ambarlara getirilir. Halk her ihtiyacını bu ambarlardan karşılar, üstelik ücretsiz. Çünkü Utopialılar para kullanmaz. Hele paranın ana maddesi altın ya da gümüşe metelik değer vermez. Emeğin ortak kullanımının esas alındığı bu toplumda yiyecek sıkıntısı diye bir şey yoktur, hiç kimse dara düşmez, hiçbir yurttaş ailesinin geleceğinden endişe duymaz.
 Çünkü Utopia adaletin yeryüzündeki simgesidir.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar öncelikle belirtmeliyim ki hem yayınevi açısından hem de çevirisi açısından özenerek çalışılmış. Sayfalarının sonundaki dipnotlarda bahsedilen konuyu anlamanızda ziyadesiyle yardımcı oluyor. Hiç sıkılmadan keyifle okuyabileceğiniz bir kitap. Thomas More'da yakın dostu Erasmus gibi Ütopya'yı sohbet eşliğinde aktarmayı seçmiş. Okurken acaba yaşlı denizci Raphael diye biri gerçek hayatta var mı diye sormadan edemedim. Ütopya mı bir efsane yoksa Raphael belirsiz. Peki, bir denizci olup adadan adaya dolaşarak maceralar yaşamak ister miydim, neden olmasın. :)
İsterseniz birazda Raphael'in ağzından aktarılan Ütopya adasından bahsedeyim. Birincisi tüketim çılgınlığı yok. Herkes ihtiyacı kadar yiyor ve içiyor. Mülkiyet edinme hakları yok. Doğal olarak miras bırakma problemi de yaşamıyor. Az miktarda olsa bir kölelik durumu var. O da adi suçlular için. Sanırım Thomas More döneminde kölelik olduğundan ütopik bir dünya da olsa kölelikten vazgeçilememiş. Köleliğin haricinde aşırıya kaçan kişiler için ceza ve ödül sistemi var. Adanın varlığını temin açısından ihanet durumunda idamda var. Adada hangi kentte nüfus artışı varsa oradaki çocuklar alınıp eğitilmek için diğer kentte gönderiliyor, nüfus sayısı eşitlensin diye. Bana eğitim mantığı açısından Osmanlı devletindeki Enderun Mektebini hatırlattı. Kızlarda evlenme yaşı 18 erkeklerde 20. Aslında her iki cinsiyet için normal sayılacak bir yaş. Erkekle kadının arasındaki olgunluk yaşı da iki yıl olarak belirlenmiş. Ayrıca her devlette olduğu gibi Ütopyada da zina büyük suç teşkil ediyor. Savaş ve savunma politikası da günümüzdekine benziyor arkadaşlar. Hatta şöyle bir cümle okudum "Ütopyalılar pusuya düşürmekte usta oldukları gibi pusuya düşmemekte de ustadırlar." Cümleyi bitirince aklıma Türkler geldi ki, yazar belki Asya kaynaklarından da yararlanmıştır, bilemiyorum. Birde Ütopya adasındakilerin altına ve mücevhere değer vermediklerini söylüyor Raphael. Bu da Yeni Dünya yani Amerika keşfedildiğinde Avrupalıların Kızılderililere değersiz şeyler verip ellerindeki altın ve mücevherleri almasını anımsatıyor.
Bahsettiğim tüm detayları hesaba katıp bu adadakilerin nasıl huzurlu yaşayabildiklerini merak etmiyor değilim. Çünkü artık ödül ve ceza sisteminin insanları iyileştirme de etkili olmadığını biliyoruz. Thomas More bir yargıç olduğundan sanırım toplumsal olaylara netice odaklı baktığından adayı da böyle kurgulamış. Sonuçta ütopik bir ada, mükemmellik beklemek büyük bir hata olur diye düşünüyorum. 

20 Temmuz 2017 Perşembe

Arka Kapak Dergisi Temmuz Sayısı - J. R. R. Tolkien


#dergiokumak #arkakapakdergi #temmuzsayısı
Arkadaşlar okuduğum felsefe kitabına ara verip bu ay aldığım Arka Kapak dergisini okumaya başladım. Sizinde gördüğünüz gibi bu ay ki dosya konusu J. R. R. Tolkien ve kitapları. 
YÜZÜKLERİN EFENDİSİ'NİN ALEGORİSİ:
Yüzüklerin Efendisi’nin alegorisi, kötülük başkaldırmak üzeredir ve tam olarak hüküm sürebilmek için de yıllar önce kaybolan bir yüzüğü aramaktadır. Neyse ki Bilge Gandalf o yüzüğün nerede olduğunu bilir ve yüzüğün yok edilmesi için kötülüğe karşı daha önce birlikte savaşmış topluluklardan bir “kardeşlik” (direniş hattı) toplamayı başarır. Bu “kardeşlik”, kötülüğe karşı savaşacak ve yüzüğü yok ederek kötülüğün ilelebet hüküm sürmesinin önüne geçecektir.
Feyza Şener - Syf. 21


Bundan 63 yıl önce yine bir Temmuz günü, tam olarak 29 Temmuz 1954’te dünya muhteşem bir epik fantezi ile tanıştı. İngiltere’den dünyaya kısa sürede yayılan bu üç ciltlik roman, yüz milyonlarca kopya sattı, filmiyle de popüler kültürün ikonik bir malzemesi oldu. Güç, iktidar, kardeşlik, iyi-kötü mücadelesi, erdem, cesaret ve sınırları zorlayan linguistik yapısıyla Yüzüklerin Efendisi edebiyat tarihinin deniz fenerlerinden biri.


Sevgili arkadaşlar J. R. R. Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi hariç ( onu da izlediğim için) bütün kitaplarını okudum. Okumak isteyenlere mutlaka tavsiye ederim. Hele ki o kalın kitabı SILMARILLON elinde olan varsa mutlaka bu sayı ile birlikte okusun. 
Fantastik Edebiyatın Efendisi Tolkien;
J. R. R. Tolkien 1937 yılında Hobbit’i yayımladığında kimi eleştirmenler bu kitabın fantastik türde yazılmış sıradan bir çocuk kitabı olduğunu iddia ederken, kimileri de bunun edebiyat dünyasını sallayacak bir öncü sarsıntı olduğunu öngörmüştü. Tolkien’ın Bilbo Baggins’i çıkardığı yolculukta okur, sadece farklı krallıkları ziyaret etmekle kalmayacak, aynı zamanda şiirler ve mitolojik hikâyelerle donatılmış lirik bir şölen yaşayacak ve Orta Dünya’yı bir keşif edasıyla keşfedecekti.
İrem Uzunhasanoğlu - Syf. 26

Yeni Kitaplar


#kitapgünü #kitapkokusu #yenikitaplar
Arkadaşlar nihayet kitaplığımın boş rafına yerleştireceğim harika kitaplarım geldi. 


Arkadaşlar belki bilmeyen vardır diye söylüyorum.Arka Kapak dergisinin önceki sayılarınıBabil.com'dan alabilirsiniz. Malum yakında zamanda derginin Samsun'da dağıtımında problem çıkınca bende sipariş verirken derginin önceki sayılarını da sipariş verdim. Bakalım hangi güzel makaleleri ve konuları kaçır mışım? 

17 Temmuz 2017 Pazartesi

Kitaplık Düzenleme


Arkadaşlar kitaplığımı boyayıp yenileyecektik ama sonraya kaldı. Hazır el atmışken rafları tekrar düzenleyeyim dedim. Daha yerleştirmem gereken kitaplarım var. 



Şark Mektupları (Yorum) - Lady Montague


KÜNYE

Kitabın Adı: Şark Mektupları
Kitabın Türü: Biyografi
Yazarı: Lady Mary Montagu
Yayınevi: Antik Kitap Yayınları
Sayfa Sayısı: 128
Baskı Yılı: 2008

TANITIM BÜLTENİ
“Bu memleketin evlerini tasvir edersem daha ziyade hoşunuza gider zannederim. Evlerin hepsi umumen iki kısımdan ibaret. Aralarında gayet dar bir geçitle ittisal peyda ediyor. Odalar alelumum büyükçe. Pencereleri iki sıra, camları renkli. Odanın bir ucunda iki kadem yüksekliğinde bir peyke var. Benimkinde iki tane. Buna sofa diyorlar. Harem tertibatında en ziyade hoşuma gidense, oda ortasındaki mermer fıskiyeler. Birçok borulardan sular fışkırıyor, latif bir serinlik hâsıl ediyor…”

18. yüzyılın başlarında eşinin İngiltere’nin Osmanlı sefiri olarak atanmasıyla İstanbul’a gelen Lady Montague’nün, 18. yüzyıl Osmanlı insanının yaşam tarzını, eğlencelerini, zevklerini, yaşadığı mekânları Batılı bir kadın gözüyle aktardığı mektupları okurken eğlenceli ve şaşırtıcı bir geçmiş yolculuğu yapacaksınız.

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar birkaç yıl önce bir tarih programında Talha Uğurluel'in Osmanlı Harem'iyle alakalı anlattıklarını dinlemiştim. Ve söylediklerinin Lady Montague'nin mektuplarıyla örtüşmesi benim ayrıca hoşuma gitti. Çünkü kendi tarihçilerimiz bile Osmanlı ile ilgili bilgileri çarpıtılmış kaynaklardan alarak bize aktarıyor. Ondan sonra ayıkla pirincin taşını misali uğraşıyoruz.
Lady Montague mektuplarında kendi milletinin seyyahlarının Türkiye hakkında anlattıklarının büyük bir kısmının yanlış olduğunu dile getirmiş. Kadınların dünyasına dairde "Hiçbir zaman Hristiyan bir kadın önemli bir mevkiide değilse Müslüman kadınların evlerine gidemez. Doğal olarak kadınların ve haremin hakkında yazılanları çoğu asılsızdır" diyor. Bir iki örnek vermek gerekirse; padişahın mendil attığı kızı seçmesi veya hasekilerin ya da eşlerin sürünerek yatağı çıktıkları tamamen uydurma. Nasıl bir oğlan annesi oğluna uygun bir kız bakıyorsa haremdeki valide sultanlarda padişah için uygun adayı seçiyorlar.
Haremin dışında o dönemde pek çok ırktan insan bir arada yaşadığı için Lady'nin çalışanlarının üçten fazla dil konuştuğunu ve buna hayret ettiğini belirtiyor. Malum neredeyse hepimiz duymuşuzdur çiçek aşısını ilk bizim bulmamız Lady Montague'nin dikkatini çekmiş. Ve o dönemde kendi oğlu da çiçek hastalığına tutulunca Türk hekimlerinden yardım isteyerek oğlunu tedavi ettirmiş. Mektubunda bahsettiği kişiye bu aşıyı ısrarla tavsiye etse de karşı taraf oralıklı değildi. Yine İstanbul'da kaldığı bir yıllık süre içerisinde bir kız çocuğu oluyor. Ve Türk hanımlarının hamileliklerinden bir hafta sonra ayağa kalkıp gezmelere gittiğini görünce çok güçlü fiziksel yapıları olduğuna kanaat getiriyor. Kendisi de hiç vakit kaybetmeden kızının doğumundan bir hafta sonra gezmelerine başlıyor. Bu gezmelerde günümüzdeki kadınların birbirlerine gelip giderek sohbet etmelerinden ibaret!
Arkadaşlar çok kalın bir eser olmamasına rağmen keyifle okudum. Okumak isteyenlere ısrarla tavsiye ederim. Ayrıca mektup deyip geçmeyelim içinde neler barındırdığını tahmin bile edemezsin. Farkında olmadan dönemin tarihine ışık bile tutuyorlar.

14 Temmuz 2017 Cuma

Ayça Mutlucan'dan Gelenler


#kitapkardeşliği #kitapdostluğu #aylıkhediyeleşme 
Yazar dostum Ayça Mutlucan'dan gelen hediyelerim. Her ay ki gibi mektubunu da okumak ayrı bir mutluluk. Çok teşekkür ederim canım benim, gönlüne sağlık 

Sherlock Holmes, Korku Vadisi (Yorum) - Sir Arthur Conan Doyle


KÜNYE

Kitabın Adı: Sherlock Holmes, Korku Vadisi
Kitabın Türü: Polisiye Macera
Yazarı: Sir Arthur Conan Doyle
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 268
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Zekice tahminleri ve akıl yürütme yeteneğiyle tanınan Dedektif Sherlock Holmes bu kez esrarengiz bir cinayetin gölgesinde gelişen olaylar zincirinin izini sürüyor. Bu zincirin ilk ve en önemli halkasında Holmes'un azılı düşmanı, yeraltı dünyasının önderi, dâhi Profesör Moriarty yer alıyor; aradaysa büyük ve bereketli bir vadiyi yıllardır korkuyla yöneten karanlık güçlerin oluşturduğu sayısız halkalar...
Sırlarla dolu bir ölümün ardındaki gerçeği ortaya çıkararak Korku Vadisi'nin üzerine çöken kara bulutu ortadan kaldırmak kolay olmayacaktır, ancak Sherlock Holmes sarsılmaz çıkarımları ve güçlü teorileri sayesinde bu halkaları birleştirmeye kararlıdır. Birbirinden farklı maceraların yer aldığı dört kitaplık serinin üçüncüsü olan Korku Vadisi'nde Sherlock Holmes hayranları yine heyecanın hiç dinmediği bir hikâyeyle buluşuyor.

Hayatta her şey bir döngünün parçasıdır, Profesör Moriarty gibi biri bile!
-Sherlock Holmes-

KİTABIN YORUMU
Biterken...
Sevgili arkadaşlar gene harika bir hikâyeyle karşı karşıyaydım. Bu romanın kurgusu da "Kızıl Dosya"daki masum ögeler barındırıyor. Ve yazarın anlatım tarzı da gene "Kızıl Dosya"daki gibi önce Sherlock Holmes ile Dr. Waston'ın vakayı çözüme kavuşturuyor, ardından da yakalanan suçlu başından sonuna kadar hayat hikâyesini ve işlemiş olduğu suça sebep olan koşullar anlatıyor. Bu romanlardan evvel diğer 5 kitaplık seriyi okuyunca aralarındaki hikâyeleri anlatış sırasının biraz farklı olduğunu gördüm. Doğal olarak ilk etapta adapte olmak oldukça zor geldi. Yine de klasik Sherlock Holmes hikâyelerinden biriydi.
Hikâyeye gelirsek; sonra ki 56 hikâyenin pek çoğunda var olacak Profesör Moriarty ile tanışıyoruz. Bence oldukça enteresan bir karakter! Detaylarına girip heyecanınızı kaçırmayayım. Ve severek okuduğum suçlumuz Jack Mcmurdo'nun yaşadığı yerden ayrılıp Kaliforniya'da bir vadinin yer aldığı şehre geliyor. Bir amacı vardır ama bu kimse bilmez. Kimseye de anlatmaz. Lakin sevdiği kadın tüm planlarını altüst eder. Hem sevdiğini hem de kendisini "Korku Vadisi" olarak anılan yerden kurtarabilecek midir? Cevabı romanın içinde! Sadece okuyanlar öğrenecek :)
Eserin polisiye heyecanın dışında bu hikâyede şunu da fark ediyorsunuz. "Büyük balık, küçük balığı yutar." Atasözümüzün bir kez daha ne kadar gerçekle örtüştüğünü görüyorsunuz. O yüzden elinde olanlara ve okumak isteyenlere ısrarla tavsiye ederim.

11 Temmuz 2017 Salı

Tempo Travel Dergisi (Alıntı) - Gaziantep


#gezikitapları #gezirehberi #gaziantep
Gezi rehberinde bugünde Gaziantep'teyim sevgili arkadaşlar  Samsun'da düzenlenen GAP turunda uğranılacak ikinci mekanlardan biri de Gaziantep. GAP turları en az altı gün sürüyor. Gitmeyi planlıyorum lakin otobüsle birlikte altı gün gözümde büyüyor yalan yok. Bakalım bu kitabı okuyunca karar verebilecek miyim?
TANITIM:
Onlarca han ve çarşısı, şehrin ortasında küçük bir tepeye kurulu kalesi, taş evlerden oluşan mahalleler, Milli Mücadele dönemindeki kahramanlıklarıyla ün salmış halkı, Zeugma, Rumkale, Yesemek, Karkamış ve Dülük gibi antik kentleriyle Gaziantep, mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir şehir.


Türkiye’nin en önemli müzelerinden olan Zeugma Mozaik Müzesi, sadece içinde sergilenen mozaiklerle değil, atmosferiyle de ziyaretçileri büyülüyor. Dünyanın en büyük ikinci mozaik müzesi olan Zeugma’yı meşhur ‘Çingene Kızı’ mozaiği ile hatırlıyor olmalısınız. Ünlü mozaiğin görseli, son yıllarda Gaziantep tanıtım çalışmalarında sıklıkla kullanılıyor.

9 Temmuz 2017 Pazar

Tempo Travel Dergisi (Alıntı) - Muğla


Arkadaşlar gezi rehberimin ikinci gününde en çok gezip görmek istediğim yerlerden biri olan Muğla'yı inceleyeceğim. 
Tanıtım:
Türkiye’nin güneybatısında yer alan, Ege ve Akdeniz kesiştiği noktadaki Muğla’ya yaratıcının eli bonkörce değmiş. Dünya çapındaki kristal koylar; mavi bayraklı plajlar ve Bodrum, Marmaris, Fethiye, Dalaman, Köyceğiz, Dalyan ve Milas gibi cennet tatil destinasyonları burada.


En Eski İnsan Yerleşimi: Kaunos
Bu düş dünyasında bilinen en eski insan yerleşimi kuruluşu MÖ 10’uncu yüzyıla kadar uzanan Kuanos antik kenti. Rodos Adası’nın karşısında ve Doğu Akdeniz ile Batı Akdeniz’i birbirine bağlayan antik deniz yollarının kilit noktasında bulunan Kaunos, ilk çağın en önemli liman kentlerinden biriydi.

Gladyatörlerin Şehri: Stratonikeia
Ölümsüz aşkların ve gladyatörlerin kenti olarak bilinen Stratonikeia, günümüzde Yatağan sınırları içinde yer alıyor. Genç tunç çağından günümüze kadar kesintisiz yerleşime sahne olan kent, arkaik, Klasik Yunan, Helenistik, Roman, Bizans, Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait yapı ve kent dokusunun birlikte görülebileceği nadir yerlerden.


KIZKUMU ALINTI:
Huzurlarınızda, Hisarönü Körfez’inin en görülesi duraklarından Orhaniye. Körfeze gelen yatlar buraya mutlaka uğruyor, çünkü Orhaniye’de deniz her daim çarşaf gibi. Koyu çevreleyen çam ormanının yeşil rengi suya vuruyor ve deniz sadece buraya özgü bir renge bürünüyor. Ama denizin üzerinde yürüyor hissi yaratan Kızkumu, bütün rolü çalıyor. Efsaneye göre, sevgilisine ulaşmak isteyen bir genç kız eteğine kumları koymuş ve denizi doldura dolura ilerlemiş. Ama kum yetmemiş ve kızcağız oracıkta boğulmuş.

8 Temmuz 2017 Cumartesi

Tempo Travel Dergisi (Alıntı) - Hatay


Sevgili arkadaşlar ilk bahardan beri tur ile birlikte Türkiye'mizin cennet köşelerinden bir yere, gezmeye gitmek istiyorum. Ama neresi olduğuna bir türlü karar veremedim. O yüzden daha iyi karar verebilirim diye, Tempo Travel dergisinin gezi eklerini okumaya başladım. Bakalım Hatay'da neler var? 


İtiraf etmeliyim arkadaşlar bu kahvaltı menüsü beni ikna etti 
Alıntı:
Kahvaltıda 170 Çeşit!
Hatay, Türkiye’nin kahvaltısıyla ünlü şehirlerinden biri. Abartmıyoruz kahvaltı masasında 170’e yakın ürün bulunuyor. Keçi peyniri, sünme peynir, küplere dizilip toprak altında bekletilen cara peyniri, çökelek peyniri, örme peyniri ve tuzsuz künefe peyniri bölgede üretiliyor. Kahvaltı kültürünün gelişkinliğini şöyle anlatalım: Şehirdeki bazı restoranlar sadece kahvaltı menüsü sunuyor. Sultan Sofrası da bunlardan biri. Peynir çeşitlerinin yanı sıra zeytin, zeytin salatası ve çeşitli sebzelerin süslediği kahvaltı masasında, restoranın özel kahvaltılıklarından sürk de tadılabilir. Sucuğa benzeyen sürk, çökelek peynirin kurutulmasıyla yapılıyor.