22 Nisan 2018 Pazar

Dr. Ali Şeriati Kitapları


#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar geçen sene Dr. Ali Şeriati ile tanışmak adına Dua kitabını okuyup çok beğenmiştim. Kitapta duanın içeriğine, yapılışına dair pek çok örnek vardı. Ayrıca günümüz insanın dua bir ilaç gibi tükettiğine de dikkat çekiyor. Kendisi Olmayan İnsan kitabında da çağımızın insanın maddesel dünyaya bağlılığının getirdiği zararlardan bahsediyor ki yazarın iki kitabını tavsiye ederim. 

Bir Geceye Altı Ay (Alıntı) - Meryem Seyda Parlak



Bir parça taşır yürek, bir parça da ruh taşır. Adım attıkça birbirinden uzaklaşsa da hep bir aradadır. İstenilince parçalar birleşir. Görünür ama saklamadan olmaz. Yok saymaktır mahveden. Var saymaksa daha büyük bir azaptır. Gözler bakar ama aynı şeyi görmez. Kulak işitir ama aynı şeyi duymaz. Birinin yüreği parça parça olurken diğeri yok sayarak yoluna devam eder. Sanki bir anlamsızlık vardır. Dilin ucunda bir gerçek vardır. Fakat saklanmak ister. Bir Geceye Altı Ay || Meryem Seyda Parlak


21 Nisan 2018 Cumartesi

Kendisi Olmayan İnsan (Yorum) - Dr. Ali Şeriati



KÜNYE

Kitabın Adı: Kendisi Olmayan İnsan
Kitabın Türü: Felsefe
Yazarı: Dr. Ali Şeriati
Yayınevi: Fecr Yayınları
Sayfa Sayısı: 400
Baskı Yılı: 2013

TANITIM BÜLTENİ
Ben, kendi dinimi, kendi edebiyatımı, kendi duygularımı, keder ve ızdıraplarımı, dertlerimi ve ihtiyaçlarımı düşündüğüm zaman, gerçekte kendimi düşünüyorum. Benim bireysel değil, toplumsal ve tarihsel özüm, bu kültürün doğup ortaya çıktığı kaynaktır. Dolayısıyla kültür, benim toplumumun, tarihin varlığı olan yapının tecellisidir, yansımasıdır; fakat özel şartları olan kendine özgü tarihsel dönemde yer alan, farklı kökeni olan, maddi, ekonomik ve sosyal yapının meydana getirdiği özel dertlere, düşüncelere, anlayış ve eğilimlere alışmış bir toplumda bir takım sahte taktikler, o toplumun kültürünü zihninden siliyor. Sonra başka bir zamana ve tarihsel döneme, başka bir ekonomik sisteme, başka sosyal ve siyasal bağlara ait olan kültürü benim kültürümün yerine yerleştiriyor. Artık ben kendimi düşünmek istediğim zaman, başka bir toplumun kültürünü kendi kültürüm olarak düşünüyorum; o zaman kendime ait olmayan dertlere muhatap oluyorum. Benim kültürel, felsefi ve sosyal gerçekliğimle uyuşmayan problemlerden dolayı feryadı figan ediyorum. Neticede o topluma ve o toplumun sosyal, ekonomik, siyasal ve tarihsel şartlarına ait olan, bana ait olmayan idealler ve ızdıraplarla karşılaşıyorum. Fakat o dertleri, ızdırap ve idealleri kendi dert, ızdırap ve ideallerim olarak görmeye başlıyorum.

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar Kendisi Olmayan İnsan kitabı Dr. Ali Şeriati’nin konferanslarından oluşuyor. Üstünde düşünüp tasarlanarak yazılmış bir metin olmadığı için alışık olmadığımız bir anlatım şekli. Ama ben keyifle okudum. Hatta kendimi üniversitesinde okuyan ve konferansına giden bir öğrenci gibi hissettim diyebilirim. İçerikten bahsetmeden önce bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Maalesef ki, ülkemizde felsefeye ve felsefecilere karşı büyük bir önyargı var. Kendi görüşe inanıyorsak sadece o tarz felsefecileri okuyoruz. Bu davranışımızın altında pek çok neden var. Buraya kadar kişisel bir tercih olduğunu düşünüyorum. Fakat ne zaman kendimize uzak bir görüşü duysak ya da bu tarz kitaplar okuyanları görsek tabiri caizse yerin dibine sokuyoruz. Felsefe illa kabul etmeniz gereken bir şey değil ki! Hepsini okursunuz, inancınıza ve mantığınıza yatan varsa kabul edersiniz. Bazı eleştirilerde şuna katılıyorum. Felsefecilerin çoğunluğu savundukları görüşü yücelterek savunuyorlar. Bu da ister istemez bir gerilim yaratıyor. Ve bugüne kadar pek çok felsefeciyi okuyunca şunu fark ettim; hepsi de genel olarak insanın aklını ve iradesini kullanmasını salık veriyor ki, zaten inancımızın gereğinde de bu detay var. Örneğin; yazar Kendisi Olmayan İnsan derken şöyle bir tanımlama da bulunmuş. Aline olan yani kişiliği ele geçirilen insan, kendisi olmaktan çıkıyor. Eğer kişiliğini para ele geçirmişse dünyaya sadece bu gözle bakıyor. Doğal olarak sahip olduğu fıtratın dışına çıkıyor. Yine kitapta sürekli değinilen nokta İnsanın Dört Zindanı; aslında ben bu zindan tabirini de sevdim. Çünkü hayatımızı etkileyen bu dört etmene hapsolup kalıyoruz. Nedir peki bu dört etmen? İlki tabiat; sınırlı bir dünya yaşamı ve sınırlı bir beden, ikincisi tarih; tarihle gelen ananeler, hikâyeler ve hamasetçi bir kimlik yapısı, üçüncüsü toplumsal düzen; makamın getirdiği eşitsizlik ve sanayi toplumdaki iş gücünün sömürülmesi, dördüncüsü ise insan kendi benliği, yani ele geçirilmiş bir kişilik. Ben bu bölümleri okuyunca çevreme bakıp analiz yapmadan edemedim. Dr. Ali Şeriati’nin zamanında (1970’ler) teknoloji ve sosyal medya bu kadar hayatımızın içinde değildi. Şimdi bizi aline eden çok fazla etkenin var olduğunu gördüm. Herhalde kendisi hayatta olsaydı, kesinlikle kitabına bahsettiğim detayları da eklerdi. Hayatı ve yaşadığımız çağı merak eden ya da bu çağdaki sorunlara bir çözüm bulmak isteyen varsa okumalarını tavsiye ederim. 

17 Nisan 2018 Salı

Agatha Christie Kitapları




#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar sizlere okuduğum üç Agatha Christie romanının okumanızı tavsiye ederim. Üçüncü Kız'ın haricinde Çarpık Evdeki Cesetler ve Doğu Ekspresinde Cinayet'in filmleri de var. Okuduktan sonra mutlaka izleyin. :)

16 Nisan 2018 Pazartesi

Pierre Loti Kitapları


#okuduğumkitaplar
Sevgili arkadaşlar Pierre Loti'nin okuduğum iki hatıratı; Aziyade ve Kudüs. Aziyade'yi ocak ayında keyifle okumuştum. Bir gemi de görevli olan Loti önce görevi gereği bir Osmanlı toprağı olan Selanik'e ardından da büyük şehir İstanbul'a gelir ve Hatice adında bir genç kıza aşık olur. Kendisi 27, Hatice ise 19 yaşlarındadır. İstanbul'da kaldığı süre boyunca Eyüp'teki tepe de bir ev kiralar. Malum şuan Pierre Loti tepesindeki ev onun evidir. Gezip görünce o hissiyatı yakalayabiliyorsunuz. İki eseri de okumanızı tavsiye ederim. Kudüs ile ilgili yorumu zaten dün paylaşmıştım. :)

15 Nisan 2018 Pazar

Kudüs (Yorum) - Pierre Loti




KÜNYE

Kitabın Adı: Kudüs
Kitabın Türü: Hatırat
Yazarı: Pierre Loti
Yayınevi: Lotus Yayınları
Sayfa Sayısı: 172
Baskı Yılı: 2011

TANITIM BÜLTENİ
Müslüman mabetleri Hıristiyanlarınki gibi duygulanıp ağlanılan yerler değil, sakin yerlerdir. Müslüman mabetleri huzur veren yerlerdir. Orada hem yaşama, hem ölüme aynı sağduyu, aynı soğukkanlılıkla bakılır.
Kendine özgü, içine kapanık sessizliğiyle (Hz.) Ömer Camii, hüzünlü rüyalar görmeme neden olan bir yer değil, aksine huzur veren ve beni hayran bırakan bir yer. 
Bugün burada kafamı dinleyebileceğime inanıyorum. Bir zamanlar İslam'a karşı duyduğum eğilim, onun yaratıcı gücü, sanatı ve belki de ilerde onu kendime din olarak seçme düşüncelerim, ruhumu sarmalayıp inançsızlıktan koruyacak.

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar geçen aylarda Pierre Loti’nin sevdiği kadın ve İstanbul ile ilgili ilk hatıratı Aziyade’yi severek okumuştum. Hüzünlü ve melankolik bir ruh haline sahip Loti’nin inanç arayışı bu eserinde de devam ediyor. Doğunun mistisizmi her zaman gizemli, ferahlatıcı bulan yazar yaşadığı ülke Fransa’da inandıkların dinin temsilcisi İsa’yı tanımak, anlamak için Kudüs yolculuğuna çıkar. 1895 yılında Kudüs’ü Osmanlı askerleri yönetmek ve korumaktadır. Loti görevli yeniçerilerin ihtişamından, kendinden emin duruşundan bahseder. Bu kısımları okuyunca insan duygulanmadan edemiyor. Onca zaman kutsal beldelerin koruyucusu, hamisi ol, bütün kötüler birleşip seni devirsin ve huzur tamamen ortadan kaybolsun. Aslında Osmanlı ya da Türkiye’de vakit geçiren kişilerin hatıratlarını şu açıdan okumayı seviyorum. Bize hem o dönemin gündelik yaşamını yansıtıyorlar hem de Türklerin dışarıdan nasıl gözlemlendiğini aktarıyorlar. O yüzden hepinize bu tarz eserleri okumanızı tavsiye ederim. Gelelim hatıratın içeriğine; Kudüs yolculuğu 26 Martta başlıyor, 16 Nisanda bitiyor. Malum paskalyadan önceki günler Hristiyanların hac mevsimi olduğundan dünyanın pek çok ülkesinden Hristiyanlar hacı olmak için Kudüs’e geliyor. Loti’nin gözlemlerine göre en çok Rus hacılar ön planda. İnanç noktasında derin şüphelerini gidermeyi istese de bir türlü başaramıyor. Azap yolunda aradığı İsa’nın getirdiği inancı ölü buluyor ama Hz. Ömer Camii gezince canlılığı yakalıyor. Loti bu hissiyatı sanırım değiştirilmiş bir dinin ruhani yansımalarından kaynaklanıyor. Dilerdim ki, hatıratın sonuna doğru yazar aradığı inancı ve huzuru bulsa ama maalesef. Son olarak Loti hem kendi döneminde hem de günümüzde Türkiye’ye olan sevdasından ve bağlılığından dolayı kendi milleti kadar olmasa da bizim millet tarafından çok eleştirilmiş. Ön yargılar insanı bu hale getirebiliyor. Sizden ricam hiçbir ön yargıya aldırmadan okumanız.
Not: Sizde de aynısı oluyor mu bilmem, ben ne zaman bir kitabı okusam, kitabın içindeki ay, gün ya da yıl okuduğum günle alakalı oluyor. Bilerek yaptığım bir seçim olmadığı için beni daha da şaşırtıyor. Örneğin; Loti’nin serüveni 22 Mart ile 16 Nisan arasında, okuma tarihimde aynı zamanlara denk geldi. Nasip böyle bir şey sanırım. :)

13 Nisan 2018 Cuma

Yeni Çıkan Kitaplar, Yeni Dergiler








#atlasdergisi #arkakapakdergisi
Aldığımdan dergilerden biri gezi, diğeri edebiyat dergisi, ikisi de birbirinden harika. :)

11 Nisan 2018 Çarşamba

Astroloji 101 (Yorum) - Kathleen Sears




KÜNYE

Kitabın Adı: Astroloji 101
Kitabın Türü: Bilim
Yazarı: Kathleen Sears
Yayınevi: Say Yayınları
Sayfa Sayısı: 264
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ
Kozmosun Gizemlerini Keşfedelim!
Astroloji rehberleri, Zodyak’ın mistik harikalarını evler, açılar, düğümlerle ilgili sıkıcı detaylara boğarak karmaşıklaştırır. Batlamyus bile böyle bir şeyi kabul edemez! İşte bu yüzden Astroloji 101 sıkıcı ve uzun açıklamalar yerine, yıldızların ve gezegenlerin hareketlerimizi nasıl etkilediğini pratik bilgilerle öğretirken ilgimizi her daim canlı tutuyor. Dört element ve on iki evden astrolojik kişilik türlerine, astrolojiyle ilgili her şeyi içinde barındıran bu elkitabı, yüzlerce burç yorumunu, bilgilendirici tabloları ve görselleri, ünlü astrologların hikâyelerini sizlere eğlenceli bir dille sunuyor. İster Merkür gerilemesinin sizi nasıl etkilediğini öğrenmeyi, ister burcunuz hakkında daha fazla bilgi edinmeyi amaçlayın, bütün sorularınızın cevabı Astroloji 101’de; hatta farkında olmadan yanıtını aradığınız soruların bile.

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar eseri alırken bakıp incelememiştim. Okuduğum kadarıyla bir ders kitabı niteliğinde diyebilirim. Gökyüzüne küçüklüğümden beri özel bir ilgim olduğundan gezegenler hakkında okuduğum bilgiler hoşuma gitti. Eserin ilk bölümünde astrolojinin ilk çağlardan günümüze gelişimi ve kullanılışı anlatılmış. Gezegenlerin insanın kaderini etkilediği söyleyende var söylemeyende. Kimisi de sünnetullah yani doğa kanunu gereği insanoğlunu dünyadaki her fiziki madde etkilediğinden buna gökyüzünü de ekliyorlar. İkinci bölümde evler, ay ve güneş burçları, üçüncü bölümde gezegenler, son bölümlerde ise ileri astroloji yani doğum haritalarından bahsediliyor. Bir çocuk dünyaya gelirken ayın ve güneşin dönemleri, gezegenleri konumları ve doğduğu ayın etkisi birlikte hesaplanarak doğum haritası çıkarılıyormuş. Anlayacağınız uzun, emek isteyen bir iş. Eskiden bu bilime çok büyük önem verilir ve öğretilirmiş. Astrolojiye merakınız gelip geçici değilse, bir bilim gözüyle bakıyorsanız ya da bu alanda geniş bir bilgi almak istiyorsanız okumanızı tavsiye ederim. 

9 Nisan 2018 Pazartesi

Can Kardeşimin Hediyeleri


7 Nisan 2018 Cumartesi

Gizli Kitap (Yorum) - Gregory Samak


KÜNYE

Kitabın Adı: Gizli Kitap
Kitabın Türü: Macera Roman
Yazarı: Gregory Samak
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 208
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
İnsanlığın Kaderini Değiştirebilecek Bir Adam ve Bir Kitabın Hikâyesi…
Ömrünün son baharında, Elias Ein emekliliğini geçirmek için Avusturya'nın küçük bir kasabasına yerleşir. Yeni evinde olağanüstü bir şey keşfeder: Bodrum katı gizli bir kütüphaneye açılmaktadır ve içeride de Tanrı'nın her insanın kaderini yazdığı Büyük Yaşam Kitabı bulunmaktadır.
Elias büyülenmiştir: Bu gizli kitabın ona verdiği sıra dışı güç sayesinde zamanda yolculuk yapabilecek ve tarihin akışını kökten değiştirebilecektir. Sevdikleri ve yaşamları Naziler tarafından tehdit edilen Avrupa Yahudilerini kurtarmayı denemeye karar verir. Ancak tehlike altında olan, milyonlarca insanın kaderidir aslında. Mümkün olsaydı zamana müdahale etmenin getireceği sonuçları ele alan bu önemli roman, şaşırtıcı bir dostluk ve cesaret, nefret ve korkaklık öyküsü anlatıyor. Bunu yaparken de günümüzde yaşanan korkunç olaylara ışık tutuyor.

KİTABIN YORUMU
#kitapyorumu #okudumbitti
Sevgili arkadaşlar roman büyük bir acıyla başlıyor. 1940’da esir kampında bir Nazi subayının insafına kalan küçük Soff’un kendisini ve ailesini ölümün ucundan kurtarabilmesinin tek yolu vardır. O da satranç oynamak ve subayın hamlelerini önceden tahmin etmek. Ardından günümüze geliniyor. Elias Ein adında yaşlı bir usta emekliye ayrıldıktan sonra aile yadigârlarını alarak Avusturya’nın bir kasabasına yerleşir. Kasabanın eskilerden kendinden daha yaşlı bir satranç ustasıyla tanışır. Bu usta küçük Soff’tur. Ve ikisi bir gerçek için bir araya gelmiştir. Yaşlı Elias’ı bulduğu Yaşam Kitabı büyük bir seçime getirecektir.
Devamını yazmayayım belki okuyanlar olur. Aslında hikâyenin kurgusu daha kalın bir kitap çıkmasına olanak verirmiş ama yazar romanı kısa tutmuş. Bu açıdan bana eksik geldi. Elias zamanda yolculuk yapıyor ve hayati bir karar vererek tarihi değiştiriyor. Kendi zamanına döndüğünde nelerin değiştiği hakkında fazla bilgi yok. Ayrıca ilahi bir kitap ve zamanla alakalı da biraz felsefe olmalıydı diye düşünüyorum. Yine de sürükleyiciliği açısından okumanızı tavsiye ederim. Kim bilir belki bir gün sizin elinize de gizemli bir kitap geçebilir. :)